DOĞAL DENGENİN BOZULMASININ NEDENLERİ - Lütfi Şahin ve Edebiyat
Hastalanan insanoğlu, bu hastalıklar ile mücadele etmiş ve tarih boyunca bu mücadelenin şekli ve yöntemi hep değişik olmuştur. Mikrop kavramını ilk kullanan Akşemseddin'in ifadeleri ve daha ileri ki yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde en küçük canlıdan en büyük canlıya kadar tüm varlıkların büyük bir denge içerisinde yaşadığı ifade edilmiştir.
Ayıların yaz dönemi içerisinde normal faaliyetlerini sürdürmeleri devam etmekte, ancak kış mevsimi geldiğinde uykuya yatmaktadır. Laboratuar şartları altında yapılan deneylerde ayıların bu uyumları sıcak hava şartları sağlanarak bozulmak istenmiş, ancak vakti gelince hayvanın uykuya yatması önlenememiştir.
Kendini dengeleyenler sadece ayılar olmayıp, diğer canlılarda da bu uyumun farklı tarzlarda gerçekleştiği gözlenmiştir. Göçmen kuşları havaların soğumaya başlaması ile birlikte, soğuk bölgelerden sıcak yerlere doğru uçmaktadır ve bu olay periyodik olarak her sene gerçekleşmektedir. Geniş laminaya sahip bitkilerde her sonbahar mevsiminde yapraklarını dökmekte ve ilkbahar mevsiminde tekrar yaprak açmaktadırlar. Yüce Yaratıcı, dengeyi bütün canlılar için ayrı tarzlarda oluşturmuştur. Bu şekilde canlıların şartlara bağlı olarak her yıl gerçekleştirdikleri dengeleme işlemine "ritmik hadiseler" adı verilmiştir. Canlıların bu dengeleme için kullandıkları olaylar dizesine ise insanlar "fizyolojik saat" ya da "biyolojik saat" adını vermişlerdir.
Canlıların yaşamlarını sürdürmeleri ise Yüce Yaratıcı' nın ayarladığı bu saate uygun bir şekilde yaşamaları ile mümkün olmaktadır. Ancak maalesef bu dengeyi bilerek ya da bilmeyerek bozan canlılar topluluğun adı ise düşünen varlıklar, yani insanlardır.
Doğal denge bozulmakta ve bunun acısını ise tüm canlılar benliklerinde yaşamaktadırlar. Bu bozulmaya neden olan en önemli etkenlerden birisi ise, daha fazla ürün elde etmek için insanların yapmış oldukları ilaçlamadır. Ürünlerini bilinçsizce ilaçlamanın sonucu olarak hem makro fauna ve hem de mikro fauna zarar görmekte, bunun yanında elde edilen bitkilerde de büyük dejenerasyonlar yaşanmaktadır. Böceklerin ortadan kalkması ile beraber, artık maddeler ortada kalmaktadır. İlaçlanan bitkilerin ise yapıları bozulmakta ve birer kanserojen ürün haline gelmektedirler. İlaçlama, sadece o bölgeyi etkilememekte, sular vasıtasıyla denizlere, okyanuslara ve hatta kutuplara kadar olan bir birikimin etkisi görülmektedir. İnsanoğlu yapmış olduğu bu bilinçsiz ilaçlama neticesinde canlıların biyolojik dengesini bozmakla kalmamakta, Dünya'nın da dengesini bozmaktadır. Gelişmiş ülkelerde organik tarım büyük ölçüde önem kazanmış ve kurtsuz elma yerine, üzerinde kurdu olan elma tercih sebebi olmuştur.
Canlıların biyolojik dengesini bozan en önemli etkenlerden birisi de enerji ihtiyacını karşılamak üzere kurulan nükleer santrallerdir. Olan kazalar sonucu büyük oranda kanserli canlılar oluşmakta ve kazanın yakınlarındaki canlıların büyük kısmı ortadan kalkmaktadır. Nükleer santralden çıkan atık maddelerin ise yüzlerce yıl ortadan kalkmamaları ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. İfade tarzı itibariyle vereceğimiz bir örnek olarak Çernobil kazası yeterlidir. Bir çok canlıyı ve bu arada insanları etkileyen bu kazanın oluşturduğu tahribat hala devam etmektedir.
Sobalarda ve kalorifer sistemlerinde yakılan kötü kalitedeki kömür ve diğer fosil yakıtların çıkarmış olduğu zehirli gazlarda hem canlıların ve hem de Dünya'nın dengesini bozmaktadır. Gazların atmosferde birikmesi sonucu sera etkisi oluşmakta ve bu da iklimlerin bozulmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla da, canlıların tıkır tıkır işleyen mekanizmaları, bu dengesizlik nedeniyle zarar görmekte ve Dünya'nın ısınması sonucu yaşanmaz bir ifade tarzından bahsetmek mümkün olmaktadır.
Filitre kullanmayan fabrikalardan çıkan Zaralı gazların etkisi de yabana atılmayacak kadar büyüktür. Hem bu gazlar ve hem de parfümeri sanayinde kullanılan gazların etkisi sonucu, üç oksijen molekülünün birleşmesi sonucu oluşan ozon dediğimiz yapı zarar görmekte ve bu da güneşten gelen zararlı ışınlar ile canlıları baş başa bırakmaktadır. Sera etkisini de ekleyecek olursak, ozon tabakasının delinmesi çok büyük ısınmalara ve ekolojik dengenin çok büyük oranda bozulmasına neden olmakta ve olacaktır da... Biriken zararlı gazların etkisi sonucu asitli yağmurlar yağmakta ve hem flora ve hem de fauna zarar görmektedir.
Dengeyi bozan faktörleri daha yüzlerce madde de vermemiz mümkündür, ancak hepsinin bir yazıda ele almak zordur. Önemli olan ise olan dengenin bozulmaması ve bundan sonra insan olarak neler yapılabileceğinin platformlarda ele alınmasıdır. Unutulmamalı ki, bu Dünya atalarımızdan miras değildir, evlatlarımızdan aldığımız bir emanettir.


LÜTFİ ŞAHİN

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
E-Mail:
Mesajınız:
Doğrulama: Güvenlik Kodu