ALİ BUĞRA ŞAHİN Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda ALİ BUĞRA ŞAHİN konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 2 içerik bulunuyor.
İnsanoğlunun bütün çalışmaları içerisinde yer almaya başlaması ilk çağlardan beri süregelmiş olan matematik bilimi, bütün bilim dallarında önemli bir yere sahip olması nedeni ile en fazla araştırılan ve bilimin simgesi diyebileceğimiz bir daldır. En basit simgeler bölümünden tutunda, en karmaşık hesap çalışmalarına kadar bütün matematik ifadeleri çalışmaları, binlerce yıllık araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Bizim günümüzde kullandığımız toplama ifadesinden tutunda integral hesaplarına varıncaya kadar, bütün matematiksel ifadeler büyük araştırmalar ve çalışmalar sonucu ortaya konulmuştur. Beşyüz yıl önce ifade edilemeyen integral hesaplarının aslında günlük yaşamda somut olaylarda yer aldığını güzel örneklemeler içerisinde görmekteyiz. Belki yüzlerce yıllık geçmişi olan toplama ifadesi ise daha önceki dönemler içerisinde yine somut düzeyde ele alınmıştır. Bu ifadeleri bende somut örnekler ile açıklamak isterim... Binlerce yıl önce olmayan ve soyut düzeyde kullanılamayan matematik, bir çobanın koyun sürüsünde bulunan koyunların ifade edilmesinde kullanılmıştır. Hakeza, yüzlerce yıl önce olmayan integral ifadesi de Mimar Sinan'ın yapmış olduğu ve bütün Dünya'nın hayranlıkla incelediği eserlerinde somut düzeyde kullanılmıştır.
İleri düzeyde matematik bilgisi bizlere bazı terimleri de bilmemizi gerektirmiştir. Bu ifadelerden birisi ise, modüler matematik ifadesi ile ifade edilen ve öğrencilerin korkulu rüyası sayılabilen bir incelikler hesabına götürmektedir. Nedir modüler matematik? Ben bu soruyu basit örneklemeler ile açıklamaya çalışacağım...
Modüler matematik düzleminde, modüler 4 olarak bir sayıyı bulmamız isteniyor. Yani mod 4'e göre bir sayı bulunmak isteniyor. Bu sayı 21 olsun. Bu sayının mod 4 ifadesindeki karşılığı 1'dir. Biz 21 sayısını 4'e böldüğümüz taktirde, bölmenin kalan kısmındaki sayı 1'dir ve biz 21 sayısı denktir 1'e deriz. Bu sayı 21 değilde 34 olsun... Bu taktirde 34 sayısını 4'e böldüğümüzde, bölmenin kalan kısmındaki sayı 2'dir ve biz bunu ifade ederken modüler matematik 4'e göre 34 sayısı denktir 2'ye deriz. Denktir, eşit değildir. Bu asla akıldan çıkarılmamalıdır. Bu duruma göre anlaşılan olay ise modüler matematik 4 ifadesine göre hiçbir zaman denklik 4 sayısını ya da daha üstünü göstermeyecektir. Çünkü kalan sayısı hiçbir zaman 4 ifadesini yada daha üstünü vermeyecektir.
Matematik ifadesinin bolca yer bulduğu ve geniş bir bütünler zincirini oluşturan elektronik teknik biliminin içerisinde bir dal olan dijital elektronik buna benzer ifade şekillerinden birisi olan sayılar sistemini kullanır. Bunlardan en önemlisi ise 0 ve 1 teknolojisi olarak ifade edilen ve bir çok lojistik entegrenin yapısına girmesi ile beraber bilgisayarların ve elektronik sistemlerin yapısında yer edinen binominal sayı sistemleridir. Bu sayı sistemleri ile ifade edilen 0 gerilimin olmadığını ve 1 ise gerilimin olduğunu belirtmektedir. Bu ifade tarzı ise neredeyse bütün bilgisayar sistemleri içerisinde yer almıştır. Bu binominal sistemler bütünü modüler matematik örneğine benzer bir sayı dizilişidir. Ama burada kullanılan modüler ifade 2'dir. Yani binominal ifadesi 2'li sayı dizesi manasına gelmektedir. Yukarıdaki örnekte modüler 4 ifadesini kullandık ve 34 sayısının 2 sayısına denk olduğunu ifade ettik; ancak binominal sayı ifadesinde bir denklik değil, eşitlik bulunmaya çalışılmaktadır. Yani 34 sayının binominal ifadedeki karşılığı bulunmak istense, 34 sayısı 2 sayısına bölünür ve en alttaki kalan sayıdan itibaren bütün kalanlar ifadede yer eder. 34 sayısını 2 ye böldüğümüzde 17 sayısı çıkar ve kalan 0'dır. 17 sayısı tekrar 2 sayısına bölünür ve kalan 1 dir. Bu şekilde bölme işlemleri devam eder ve netice itibari ile de 34 sayısı binominal sayı sistemine göre karşılığı 10010 ifadesi çıkar. Ama bu ifade mod 4 ifadesinde olduğu gibi denk değil, eşittir. Yani binominal sayı sistemine göre 34 sayısı eşittir 10010 ifadesi deriz; ama 34 sayısı mod 4 sayısına göre eşit değil denktir 2 sayısına ifadesi yer etmektedir.
Bu sayı sistemine vereceğim örnek ise cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bünyesinde 4 ünitenin yer aldığı 4011 entegresidir. Bir nand gate entegresi olan bu entegrede bir üniteyi ele alır ve girişlerine A ve B, çıkışına ise C adını verirsek; A ve B girişlerinin birisine gerilim uygulanırsa diğerine uygulanmazsa C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz; hakeza A ve B girişlerine gerilim uygulanmazsa o zamanda C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz. C çıkışında gerilimin olmaması sadece girişler olan A ve B'ye aynı anda gerilimin uygulandığı durumlarda geçerlidir.
Yine cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bir nor gate olan 4001 entegresinde ise durum farklıdır... Bu entegre tiplemesinde de 4 ünite yer almakta,ancak çalışma sistemi farklı olmaktadır. Ünitelerden birisini ele alırsak;iki girişe aynı anda veya birisine bile gerilim uygulandığında çıkışta gerilimin olmadığını görürüz. Gerilimi çıkışta istiyorsak her iki girişten de gerilimi kesmeli,yani 0 durumuna getirmeliyiz.

NOT: Bu yazımı canım oğlum Ali Buğra ŞAHİN' e ithaf ediyorum.

NOT:Bu yazımı yazarken bana ait olan "nand ve nor gate "adlı makaleden alıntı yaptım.

LÜTFİ ŞAHİN

15/07/2013 4:27
Kapalı bir kutu olması tarih boyunca değişmemiş olan ve hala da sırlı bir kutu olma özelliği gösteren beyin ve zeka kavramları; insanlığın daha çok araştırma yapmasını gerektirecek kadar kapsamlı bütünler zinciri içerisinde yer almaktadır. Beyinin yapı ve fonksiyonları, teknolojinin bu kadar ilerlemiş olmasına rağmen sır gibi gizemini korumayı başarmıştır.
Son yüzyıl içerisinde, sinir sisteminin histoloji uzmanları tarafından tarif edilmesi ve bilgisayar sistemlerinin de geliştirilmeye başlanması ile beraberde olaylar daha geniş çerçevede görülmeye başlanmıştır. Beyin denilen kapalı kutunun sinir hücresi fazlaca olmak üzere bağ doku ile desteklenmiş bir şekilde bulunduğu tespit edilmiştir. Sinir hücrelerinin yapı ve görevlerinin ise basit düzeylerde olmadığı ortaya konmuş ve araştırmaların çok daha ileri düzeyde yapılması gerektiği, şu ana kadar bulunan bulguların bizlere fısıldadığı nameler gibi kulağımızda çınlamaktadır.
Nedir sinir sistemi? Nelerden oluşur? Bu ve benzeri sorulara eğilerek olaya giriş yapmamız uygun düşecektir... Elektriksel sinyallerin yoğun olduğu hücrelerin meydana getirdiği sinir sisteminin temel hücre birimi; "nöron" adı verilen sinir hücreleridir. Yağ oarnı fazla olan bu nöronlar, temel unsur olarak iletimi sağlamak ile görevli birer uyarıcı gibi çalışmaktadırlar. Burada iletim uçlarının birinin adı dendrit, diğerinin adı ise aksondur. İletim ise dentritlerden aksonlara doğru olmaktadır. Burada hem dendrit ve hem de akson uçları nöron adı verilen sinir hücrelerine bağlı bir şekilde bulunmakta ve dendrit adı verilen uçlardan alınan bilgi, nöronun diğer ucunda bulunan aksonlara iletilerek bütün sinir dokunun uyarımı sağlanmaktadır. Burada iletimin temeli ile sodyum pompalarına bağlı üretilen elektriksel sinyaller şeklindedir. Yani anlaşılacağı üzere insan vücudu elektrik üreten bir işleve de sahiptir. Sodyum-potasyum pompası denilen pompalar sayesinde iletim sağlanmakta ve bir uçtan diğerine geçişin temeli elektriksel sinyaller ile olmaktadır. Sinir hücrelerinin arasıbnda kalan boşluklarda iletim ise birer protein yapısında olan nörotransmitterler sayesinde sağlanmaktadır. Nörotransmitter adı verilen bu maddelerin az yada çok olması ise değişik sorunları beraberinde getirmektedir.
Sinir hücresi olan nöronların temelinde ise yağ oranı fazla bir şekilde olmak üzere protein ve az miktarda da karbonhidratlar bulunmaktadır. Burada nöronların çevresini kaplayan kılıflar çok önemli olup, çokça lipit partiküllerinden oluşmuştur.
Nöronların önemli bir özelliği ise kendilerini yenileyememeleridir. Bölünme özelliğine sahip olmayan nöronlar, belli bir yaştan sonrada harap olmaktadır. Özellikle otuz yaşından sonra günlük yüz bin civarında nöronun yok olması ile, yaşa bağlı bunama ortaya çıkmakta ve bu da insanların istemediği bir durumdur. Öfke ve strese bağlı olarak bu yıkılma oranı daha fazla artmaktadır.
Nöronların birbiri ile etkileşimi sonucu düşünce denilen kavram ortaya çıkmakta; ama düşüncenin merkezi olan zeka olayı tanım olarak bile açıklanamamaktadır. Nedir zeka? Yada ne değildir? Bu sorular için insanlar bazı tanımlamalar yapmıştır. Bunlardan bir kısmını burada sizlere iletmek istiyorum... "Zeka, soyut düşünce yeteneğidir." "Zeka, alet yapma yeteneğidir." "Zeka, matematiksel düşünce yeteneğidir." Bu ve buna benzer onlarca tanımlama yapılmış, ancak zekanın tam bir tanımı ortaya konulamamıştır. Bu tanımlamaların hepsi doğrudur, ancak yeterli değildir. İnsan sadece soyut düşünmez, sadece alet yapmaz, sadece matematikle uğraşmaz... Bu şekilde listeyi uzatmamız mümkündür. İnsan bütün bunların hepsini yapan, aynı zamanda sosyal olan bir varlıktır. Bütün bunları birleştirdiğimiz zaman ise çokça dile getirilen çoklu zeka teoremini düşünmemiz gerektiği ortaya çıkmıştır. Belli bir kültüre göre yapılan stanford-binet zeka testinin artık kimse doğru bir gösterge olduğuna inanmamakta, Daniel Goleman'ın çalışmaları ile ortaya çıkan duygusal zeka ve arkasından gelen Muhammed Bozdağ'ın çalışmaları ile ortaya konulan ruhsal zeka kavramları bizlere insanın ne kadar kapsamlı olduğunu bir daha ispatlamaktadır.
Bu çalışmaların birer sentezi olacak şekilde getirilen çoklu zeka teoremi, Dünya'daki tüm eğitim modellerinde kabul görmüştür. İşin ilginç yanı ise maddesel bir boyut olduğu düşünülen öğrenme ve düşünce yeteneğinin, madde dışı bir olgu tarafından destek gördüğü olgusu da, ruh kavramını kabul etmeyen kimselerin önüne birer ruh abidesi gibi konulmaktadır. Yukarıda izah etmeye çalıştığım nöron etkileşimlerinin, zeka denilen mefhumu oluşturmak için yeterli olmadığı günümüz bilginleri tarafından kabul görmektedir. Olayın sadece elektriksel sinyal etkileşimleri sonucu oluşmayacak kadar kapsamlı olduğu, son yıllardaki çalışmalar sonucu daha iyi ortaya konulmuştur. Önemli olan ise bu konuda çalışmaların yapılması ve insanlığa faydalı olacak şeylerin ortaya konulmasıdır.


NOT:Bu yazımı canım oğlum Ali Buğra ŞAHİN`e ithaf ediyorum...

LÜTFİ ŞAHİN