BEYİN GÜCÜ DERGİSİ Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda BEYİN GÜCÜ DERGİSİ konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 2 içerik bulunuyor.
1975 yılında Konya’da doğmuştur. İlk, orta ve lise tahsilini Konya’da tamamladıktan sonra, Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. İçindeki bilim aşkı hiçbir zaman bitmeyen Şahin, bir gazetede bilim sayfasını, 2000 yılından itibaren hazırlamaya başlamış, haftalık yazdığı bilimsel makalelerle, büyük bir okur kitlesine ulaşmıştır. Almış olduğu teleskop ile geceleri yıldızları incelemiş, sahip olduğu mikroskop ile de görev yapmış olduğu yerdeki bitkilerin hücre yapılarını, katalog hâline getirmiştir. 2009 yılından itibaren, Genç Gelişim dergisi, Süper Beyin dergisi ve Beyin Gücü dergisinde makaleleri yayımlanmaya başlamıştır. 2010 yılında, ilk kitabı olan, “Midyeden Damlalar” yayımlanmıştır. 2009 yılından itibaren, makalelerini yayımlayan dergilerde, daha çok tarihî kişiliklerin özelliklerini anlatan konulara değinmiştir. Bilimin sadece fennî yönünde değil, aynı zamanda sosyal dallarında da çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Lütfi Şahin, birçok web sitesi hazırlayarak hem fen konularında hem de sosyal konularda makaleler yayımlayarak, topluma ışık tutmaya çalışmıştır. Aynı zamanda Osmanlı’daki adaletin inceliği, Şahin’i bir nevi Osmanlı hayranı yapmıştır. Tarih ile ilgili birçok eseri inceleyen Şahin, özellikle de Osmanlı Tarihi üzerine araştırmalarını artırmıştır. 2015 tarihinde Osmanlı'nın Gözyaşları (Osmanlı'nın Kanlı Tarihi) adlı eseri yayınlanan Şahin'in daha 2015 yılı çıkmadan Osmanlı'nın Gizlenen Tarihi adlı eseri de yayınlanmıştır. Bu yayınlanan eserleri yanında 5 tane de e-kitabı bulunmaktadır. Şahin’in iki oğlu ve bir kızı vardır.

"Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel, ,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz...
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir."
Yukarıdaki sözlerin sahibi olan Mevlana Celaleddin-i Rumi, 30 Eylül 1207 yılında Belh şehrinde Dünya'ya gelmiştir. Mevlana'nın babası "bilginlerin sultanı" lakabıyla anılan Bahaeddin Veled'dir. Mevlana'nın annesi ise Mümine Hatun'dur.
Daha çocukluk yıllarında bilgisi ve aklı ile dikkatleri üzerine toplayan Mevlana'nın ailesi, ilk önce Karaman'a gelmiş ve bir süre burada durduktan sonra Konya'ya gelmiştir.
Belli bir zaman sonra Mevlana'nın babası vefat etmiş ve insanlar onun mirasçısı olan Mevlana'nın etrafında toplanmışlardır.
Yukarıdaki sözleri sarf eden Mevlana için önemli olan sevgi ve insana hizmet etmek vardı. Mevlana'nın yukarıda kast ettiği tarla ifadesi yoruma açık olup, benim tanımlamalarım içinde zeka ve kalp ifadesi için kullanılmıştır.
Doğrudur, sevgi kalp ile bağlantılıdır, ancak ona yön veren zekadır. Deha bir kişiliği olan Mevlana, tüm insanlığı sevmiş ve sahip olduğu zeka da onun bu yönde ilerlemesini sağlamıştır.
Mevlana'dan daha zeki olan bir çok insanın, enerjisini iyilik ve insana hizmet için kullanmadığı göz önüne alınacak olursa; Mevlana'nın hem zeki ve hem de insana hizmet konusunda bir deha olduğu sonucuna ulaşırız.
Toplumlar, kendine zarar veren insanları istemeyecektir; faydalı insanların yetişmesi içinde büyük setlerin aşılmasını sağlayan insanlara ihtiyaç duyulacaktır. İşte Mevlana hem kendi zamanının ve hem de gelecek zamanların yol göstericilerinden birisi olmuştur.
"Gel, gel; ne olursan ol yine gel" ifadesi ast itibari ile günümüz insanları için bir öğüttür. Komşuluk ilişkilerinin azaldığı, empati ve insana saygının azaldığı günümüz dünyasında, herkese kapısını açık tutmuş bir dehaya ihtiyaç varsa; bunun için Mevlana adı yetmektedir.
Sadece bizim ülkemizin insanlarının değil, tüm Dünya insanlığının akın akın ziyaret ettiği bu deha insan, aslında bizlere bir çok davranışı ile örnek olmuştur. Şems-i Tebrizi'ye duyduğu sevgi, saf ve çıkarsız sevmenin insana vereceği huzuru anlatması bakımından önemlidir.
Maalesef günümüzde insanlar, saf ve katıksız sevgi yerine çıkar ilişkilerine dayalı birlikteliklerin peşinde koşmaktadırlar. Ama zekanın önemli bir özelliği de empati ve nezakettir. Günü birlik çıkar ilişkilerinin peşinde koşmuş olan insanlar, fazla başarılı olamamakta ve sadece günü kurtarma çabası içine girmektedirler.
İnsana hizmet etmek gibi büyük gayesi olan Mevlana ise, hem kendi zamanında ve hemde gelecek zamanlar içerisinde değer bulmuştur. Sadece Konya değil, sadece Türkiye değil, tüm Dünya Mevlana ile gurur duymuş ve duymaya da devam etmektedir.



KİŞİLİĞİ
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" sözlerinin sahibi olan Mevlana insanın özü ve sözü ile bir olması gerektiğini vurgulamıştır.
Konuya uygun bir hikaye anlatmayı uygun görmekteyim. Anlatacağım hikayenin adı "kişilik böyle olmalı."
"Ahmet, felsefe öğretmeninin verdiği proje ödevini düşünüyor ve bir türlü karar veremiyordu. Ne yapmalı? Nasıl sonuca ulaşmalıydı? Bunların kararını veremiyor ve bir aydır ne yapacağını düşünüyordu...
***
Ahmet'in evine gelen büyükbabası ve büyükannesi, Ahmet'in sıkıntılarını bir nebze azaltmış, ya da Ahmet böyle hissediyordu. Ne var ki, düşünceli durumu tamamen bitmemiş ve bu da Ahmet'in dedesinin gözünden kaçmamıştı... Torununa gülümseyerek konuşur:
-Benim adı adıma, huyu huyuma benzer torunum... Bir sıkıntın varsa söyle de beraber çözüm bulalım...
Dedesini çok seven ve onun aklına güvenen Ahmet, biraz sıkılgan bir tavırla konuşur:
-Dedeciğim, bizim felsefe öğretmeni bir proje ödevi verdi, onu nasıl yapacağımı düşünüyordum... Kişilik nasıl olmalı? Bunu deneyle ifade edin. Bu tarzda bir ödev. Kişiğin nasıl olması gerektiğini az çok biliyorum, ancak bunu nasıl deneye dökmem gerektiğini bilmiyorum...
-A benim güzel torunum, kişilik su dolu bir kaba değil, demir bir kiloya benzemeli... Öyle değil mi?
Bilmece gibi konuşan dedesini anlamamıştı. Dedesine sorma ihtiyacı hissetti ve sordu:
-Pek anlamadım dedeciğim, biraz açar mısın?
-Ben sana ip ucunu verdim, geri kalanını sen bul...
***
Haftalar birbirini kovalamış ve sonunda Ahmet için büyük gün gelmişti... Ahmet, dedesinin anlatmak istediğini çözdüğünü düşünüyor ve buna uygun tarzda yanında malzemeler getirmişti.
Derse giren öğretmeni Ahmet'i tahtaya kaldırmış ve soru sormaya başlamıştı:
-Hazır mısın?
-Hazırım öğretmenim...
-O zaman anlat bakalım...
Sıranın üstüne iki kap koyan Ahmet birinci kabı göstererek sınıftaki arkadaşlarına anlatmaya başlar:
-Arkadaşlar , bazı kişilikler var dır ki, bu kap gibi boştur.
Daha sonra getirdiği suyu bu kaba boşaltır ve daha sonra kabın içindeki suyu başka bir kaba döker. Bu kap daha büyüktür. Daha sonra birinci kabın içine meyve suyu döker ve bunu da büyük kabın içine döker. Sonra arkadaşlarına dönerek şunları söyler:
-Arkadaşlar şu an gösterdiğim bu kap örneği, olmaması gereken kişiliğe en güzel örnektir. Güçlü insanların karşısında başka, zayıf insanların karşısında başka olan bu kişilik örneği, olmaması gereken kişiliğe en güzel örnektir.
Öğretmeni sorar:
-Peki, bir kişilik nasıl olmalıdır?
Getirdiği şeffaf ve içi dolu olan diğer kabı çıkaran Ahmet konuşur:
-Olması gereken kişilik böyle olmalıdır. Her durum ve şartta kişiliği değişmemeli ve konumunu korumalıdır.
Ahmet'i bütün sınıf ayakta alkışlamıştı. Bütün öğrencilerin çok zor dediği ödevi Ahmet, güzel bir şekilde anlatmıştı. Ahmet:
-Son söz olarak Mevlana'nın güzel bir sözü ile konuşmamı sonlandırmak istiyorum... "Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün."

ESERLERİ
Bir çok öğrenci yetiştiren Mevlana'nın belli başlı eserlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:
-Mesnevi
-Büyük Divan
-Fihi Ma-Fih
-Mecalis-i Seb'a
-Mektubat


VEFATI
Bir çok eserler bırakmış olan Mevlana 17 Aralık 1273 tarihinde vefat etmiştir. Onu saygı ile anıyor ve onun gibi insanlara hizmet etmeyi amaçlıyoruz. Umarım başarılı oluruz...

KAYNAKLAR:(1) http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed_Celaleddin-i_Rumi
(2)Şahin Lütfi, Mevlana ve Deha, Beyin Gücü Dergisi, Kasım, 2010.
(3) http://www.lutfisahininsitesi.com/index.asp?PageID=53

LÜTFİ ŞAHİN