BİLGİLİ İNSAN Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda BİLGİLİ İNSAN konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 1 içerik bulunuyor.
"Bilgili insan doğru şeyleri bilen kişidir. Eğitimli insan ise doğru bilgileri alışkanlık haline getirmiş kişidir." (Lütfi ŞAHİN)
Yukarıdaki ifadenin doğruluk payını beraberce irdeleyelim. Bu irdeleme işini ise daha çok örneklendirmelere bakarak yaparsak, konuyu günlük hayatımızda kendimizle kıyaslamamız daha kolay olacaktır.
Kayalar üzerine resimleri nakşederek bilgiyi miras bırakan insan topluluklarından tutunda, deri üzerine bilgiyi nakşeden insanlara kadar ve günümüzün Dünya'sındaki teknik meteryaller üzerine bilgiyi nakşeden insanlarda dahil önemli olan şey bilgidir. Bilginin nesillere aktarımını sağlayanlar ise eğitimcilerdir. Eğitimciler için ast olan şey ise bilgiyi vermek değil, onu öğrenci de alışkanlık haline getirmektir.
Sizler düşünebilirsiniz ki; öğretmenler kuru kuruya bilgi versin, çok bilgi versin, öğrenci ister alışkanlık haline getirsin, isterse getirmesin... Ancak bu düşüncenin yanlışlığı da zaman içerisinde ortaya çıkmıştır.
Dünya'ca ünlü tıp profösörünün bilgi düzeyi kimse tarafından tartışılmıyordu. Bu profösör, sigaranın zararlarını anlatan bir konferans vermek ister. Binlerce insan bu konferansa katılır. Bu bilginin söyleyeceği önemli bilgileri dinlemek isterler. Profösör, sigaranın başta akciğer kanseri olmak üzere onlarca tip kansere neden olabileceğinden bahseder. Beyin için ve diğer organlar için zararlarından bahseder. Neyse konferans birkaç saat sonra biter. Dışarıya çıkan profösör ile dinleyiciler tokalaşmak ister, ancak profösör bir sigara yakmış ve sonra tokalaşacağını söyler. Ne oldu, hani bu profösör bilgili değil miydi? Saatlerdir sigaranın zararlarından bahseden bu kişi, sigara içmekte. Doğrudur, bu profösör bilgili bir kimsedir, ancak bilgisini alışkanlık haline getirmemiştir. İlköğretimi bitirmiş olan bir şahıs, az bilgiye sahip olabilir, ancak iyi bir eğitimden geçmiş ise sigara kullanmayacaktır.
İkinci örneğimi daha teknik bir çerçevede ele almak istiyorum. İki tane gelişmiş ülke düşünelim. Bu ülkelerden ilki teknoloji konusunda gelişmiş olan A ülkesi olsun, diğer ülke ise eğitim konusunda gelişmiş olan B ülkesi olsun. Bu iki ülke birbiriyle bir iddiaya girerler ve derler ki "biz sizden daha iyi öğrenci yetiştiririz." Tek yumurta ikizi olan ve tüm genetiksel özellikleri aynı olan iki bebekten birisini A ülkesi, diğerini ise B ülkesi alır. A ülkesi teknolojiyi ve bilgisayar sistemlerini kullanarak kendi ülkelerindeki çocuğun beynine elektrotlar aracılığı ile bilgi yüklerler. B ülkesindeki çocuk ise psikomotor gelişimine uygun bir tarzda eğimden geçirilir. Bu çocuklar on yaşına geldiklerinde ülke konseyleri toplanır ve çocukları sınarlar. A ülkesinde kalmış olan çocuk bütün sorulara doğru cevap verir. B ülkesinde kalmış olan çocuk ise bazı soruları yanıtlayamaz. Konsey A ülkesinde kalan çocuğun kazandığını ifade edecektir. Tam bu sırada, A ülkesinde kalmış olan çocuk yediği çikolatanın kabını yere atar, B ülkesinde kalmış olan çocuk ise bu kabı alıp çöp tenekesine atar. Görüldüğü gibi bilgili olmak istenen sonucu vermemiştir.
Kendi ifadelerim içerisinde kullandığım bir açıklama vardır. Bu da zekanın bir tarla gibi olduğu ve aklın ise bu tarla üzerindeki bitki örtüsü gibi olduğu şeklindedir. Tarla küçükse az bitki yetişir, büyükse çok bitki yetişir. Ama bazı tarlalar vardır ki, büyük olmasına rağmen verimsiz olduğu için fazla bitki yetişmez, bazı tarlalarda vardır ki küçük oldukları halde verimli oldukları için çok bitki yetişir. Sizin tarlanızın büyük ya da küçük olması önemli değildir, önemli olan onu verimli hale getirmektir. Eğimli bireyler, yukarıdaki örneklendirmelerde olduğu gibi sigara içmeyen, yere çöp atmayan, insanlara iyi davranan kişilerdir. Bu ifadelerin açılımı ise empati duyguları şeklinde karşılığını bulacaktır. Bu nedenden dolayı da eğitimli kişiler toplum tarafından sevilen kişilerdir. Eğitimli kimselerin istendik davranışlar göstermesi nedeniyle başarıya ulaşmaları daha kolaydır. Benim burada ifade ettiğim şeyi Goleman, "Duygusal Zeka" adlı kitabında ele almıştır. Ben burada olayı farklı yönden irdelemek istedim. Unutmayın ki başarı için bilgiden çok alışkanlık gereklidir. Bu alışkanlıklar için ise hiçbir zaman geç kalınmış değildir. Başarı dolu bir gelecek yaşamanız ümidiyle...

LÜTFİ ŞAHİN