BİYOLOJİ BİLİMİ Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda BİYOLOJİ BİLİMİ konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 11 içerik bulunuyor.
30/07/2014 2:43
Canlılar ve canlıların sistematiği ile uğraşan bilim dalına biyoloji adı verilmektedir.Biyoloji canlılarla ve canlıların özellikleri ile ilgili konulara eğildiği gibi onların taksonomik sınıflandırmaları ile de uğraşmaktadır.Taksonomik adını veriyorum,çünkü bu sınıflandırma basit düzeyde olmayıp,canlıların bütün özellikleri sınıflandırma içerisinde kullanılmaktadır.

Biyoloji kelimesi,bios ve logi kelimelerinin bir araya gelmesi sonucu oluşup,canlı bilimi manasına gelmektedir.Canlıları işleyen biyoloji bilimi kendi içerisinde bir çok alt bölüme ayrılmaktadır.Bunların bazıları şöyledir;botanik-bitkiler ile uğraşır,zooloji-hayvanlar ile uğraşır,farmakoloji-ilaç bilimi,fizyoloji-canlıların sıvılar bütünü ile uğraşır,biyokimya-canlıların moleküler yapısı ile uğraşır,genetik-canlıların genleri ile uğraşır…Daha bu sınıflandırmayı yüzler ve binler ile ifade etmek mümkündür…

Ben burada mikrobiyoloji adı verilen ve mikroorganizmalar ile uğraşan bilim dalının bir alt uğraşı olan bakteriler üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Gözle görülemeyen bakteriler,canlıların sınıflandırılmasında ve canlıların yaşam tarzlarında önemli role sahip birer etken canlı gruplarıdır.

Bakterilerin bir tip sınıflandırılmasında faydalı olanlar ,zararlı olanlar ve herhangi bir etkisi olmayanlar diye sınıflandırılabilir.Lactobacillus bulgaricus gibi yoğurdun oluşmasını sağlayan faydalı bakteriler yanında,clostridium perfringes gibi gazlı kangrene neden olan zararlı bakterilerde mevcuttur.Birde bulunduğu yere göre faydası yada zararı olmayan eshrechia sp türleri vardır.Bunların bazı sujlarının ne faydası ve nede zararı vardır.

Bakteriler biçimlerine göre ise 4 sınıfa ayrılmaktadır.Bunlar koklar,basiller,vibriolar ve spiraller şeklindedir.Bunların içerisinde koklarda kendi arasında üçe ayrılmaktadır.Tek tek bulunanlar(monokoklar),ikişer gruplar halinde bulunanlar(dikoklar) ve çoğu bir grup oluşturarak bulunanlar(streptokoklar) şeklinde bir sınıflandırma yapılabilmektedir.

Bakteriler solunum durumlarına göre ise 4 grupta incelenebilir…Bunlar zorunlu aerob,zorunlu anaerob,fakultatif anaeroblar ve aerotoleran anaeroblardır.Bunların bir kısmı sadece oksijenli ortamda,bir kısmı sadece oksijensiz ortamda ,bir kısmı her iki ortamda bir kısmı ise belli oranda oksijenli ortamda yaşayabilmektedir.

Bakteriler yapılarındaki duvara görede ikiye ayrılmaktadır.Bunlar ise gram negatif bakteriler ve gram pozitif bakteriler diye sınıflandırma oluşturulmasına neden olmaktadır.Bu sınıflanırmaya ise duvarın yapısında bulunan peptidoglikana bağlı olarak gidilmektedir.Gram pozitiflerde bu kısım kalın,gram negatiflerde incedir.

Ancak bakteriler bu kadar kısa biçimde anlatılamaz,konu ile ilgili milyonlarca makalenin olduğu göz önüne alınırsa, benim deryaya bir damla bıraktığım açığa çıkar…


LÜTFİ ŞAHİN

02/06/2014 23:41
Biyo demek canlı anlamına ve logi ise bilim manasına gelmektedir. Biyoloji ise canlı bilimi anlamına gelmektedir. Biyoloji bilimi ile uğraşan biyologlar ise biyolojinin alt bölümlerinde uzmanlaşarak çalışmalar yaparlar. Genel itibari ile bir biyolog canlılar ile ilgili bilimsel veriler ile uğraşır.
Canlıların sınıflandırılmasından tutunda moleküler düzeyde ele alınmasına kadar bir çok alt alan biyologların çalışma sahasına girmektedir. Canlılar ifadesi geniş bir konu olup bir biyoloğun canlıları tanıdığı kadar cansız nesneleri de tanıması önemlidir. Özellikle canlıların etkileşim içerisinde bulunduğu ekolojik ortamın ele alınıp ilişkilendirilmesi açısından bu önemlidir.
LÜTFİ ŞAHİN

08/07/2014 4:27
Açılmış hali canlı bilimi olan biyoloji bilimi iki ayrı Latince kelimenin birleşmesi sonucu oluşmuştur. Biyo; canlı ve logo; bilim ve bu iki Latince kelimenin birleşmesi sonucu canlı bilimi manasına gelen biyoloji terimi doğmuştur.

Nedir biyoloji? Bu soru hepimizin okul hayatları boyunca veya hayatımızın diğer zamanlarında karşımıza çıkmıştır. Canlıların iç yapısından tutunda canlıların birbiri ile olan ilişkilerine kadar bir çok konuyu inceleme sahası içerisine almış olan biyolojinin en temel uğraş alanını ise hücre oluşturmaktadır…

Hücre, yani canlının en küçük yapıtaşı olan en küçük canlılık birimine verilen addır. Virüslerde biyolojinin inceleme sahasına girmekte, ancak gerçek bir hücre organizasyonu göstermemektedir. Diğer hücrelerin içerisine girdiğinde canlı, dış ortamda kristalize yapıda olan virüslerin en büyüklerinden birisi poks virüsleri olup, binlerce tip virüs tiplemesi ile poks virüsü bunlardan sadece birisini oluşturmaktadır.

Peki biyolojinin alt dalları var mıdır? Belki bu soru yazının başlığını okuduğunuz anda aklınızdan geçmiş olabilir. Biyoloji içerisinde ele alınan alt dallar içerisinde taksonomi, fizyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, genetik söylenebilir. Ama alt dallar sadece bunlar olmayıp daha onlarca alt bölüm ifade edilebilir.

Bu alt dallardan taksonomi canlıların hem kendileri ve hem de çevreleri olan ilişkilerini ele alıp canlıların sınıflandırılmasını sağlayan bir alt bilimdir. Bu sınıflandırmayı yaparken değişik birim adlarını kullanır. Bunların en büyüğü alem olup daha alt birimlere doğru ayrılır. Birbirine benzer canlılar aynı gruplar içerinse konularak sınıflandırma yapılır. Sonuç olarak büyük bir sistemli çalışmayı gerektirdiği görülür.

Fizyoloji alt dalı ise canlıların daha çok moleküler düzeyde olan yapıları ile bu moleküllerin salgılanması ve düzenlenmesi ile ilgili olan incelemeleri gerçekleştirir. Bu çalışmalar ister bitkilerde isterse hayvanlarda olsun büyük bir emeği ve sabrı gerektiren çalışmaları bünyesinde barındırır.

Biyokimya alt bilim dalı ise canlıların kimyasını ele alan bir bilim dalı olup,organizmalar arası etkileşimlerde çok büyük önem kazanmaktadır. Biyokimyasal çalışmalar içerisinde çokça deney ve formül ile ifade etme yerini almıştır.

Mikrobiyoloji ise patojen yaşayan yada yaşamak için bir canlıya ihtiyaç duyan canlıların dünyasını ele alan bir alt bilim dalıdır. Bu canlılar içerisinde bakteriler, mantarlar, virüsler, parazitler gibileri söylenebilir.

Genetik ise 20. yy içerisinde ele alınmaya başlanmış ve temellerinin Mendel tarafından atıldığı ifade edilebilen bir alt bilim dalıdır. Daha çok canlıların özelliklerinin aktarımı ve meydana gelen değişiklikleri ele alır.

Biyoloji bilimi bu incelemeleri yaparken diğer bilimlerden de istifade etmektedir. Tüm bu yapılan çalışmalar ise insanlığın daha rahat etmesi içindir…

LÜTFİ ŞAHİN

İfadeler çerçevesi içerisinde ele alındığında "bilim olmadan da hayat vardı", şeklinde bir nitel ifadeler sıralamasını yapabiliriz. Bu sıralama içerisinde fizik yokken hareket ve yerçekimi vardı; kimya yokken gazlar ve atomlar vardı; biyoloji yokken bitki ve hayvanlar vardı... Bu nitel ifadeler sıralamasını nicel haline gelmesini sağlayan veriler dizesi ise yıllar içerisinde ve insanların zorlu çalışmaları neticesinde oluşmuştur.
Nitekim, ilk ateşi bulan insan; muhtemel ifadeler çerçevesinde değerlendirilirse, amacının ateşi bulmak olmadığı ve raslantılar neticesinde böyle bir sonucu elde ettiği değerlendirmesini yapabiliriz. Hakeza, ilk süpernova patlamaları neticesinde gökyüzünde oluşan kısa süreli parlaklıkları da bir çok insanın tanrıların kızdığı şeklinde tuhaf değerlendirmeleri ve ileriki dönem içerisinde bunların yıldız patlamaları olduğu neticeleri ile ifade edilmeleri, binlerce yılların geçmesini bekletecek kadar uzun zamanlarda keşfedilmiştir.
Kurnaz geçinen bazı insanlarda bu olayları kendi çıkarları için kullanmaya çalışmışlardır.
Her ne bilim türü olursa olsun, nicel ifadelerin yer bulması, nerdeyse son yüzyıla kadar mümkün olmamıştır. Bu ifadeler içerisinde ayrı bir öneme sahip olan biyoloji bilimi ise kendine canlıları seçmiştir. Zaten ifade itibari ile de " bio: canlı " ve "logi: canlı " ifadelerinin birleştirilmesi sonucu oluşmuştur. Bu bilimin nicel ifadeler kazanmasına zemin hazırlayan bilginlerden birisi ise felsefenin ilk babası olan tanımlanan Aristo'dur... Nitel ifadeler çerçevesinde ilk sistematik perspektifte canlıları ele almış ve bu kullanılan sistematik temellerin yapıtaşını oluşturmuştur.
Sistematik ifadeler içerisinde ele alınan bir canlı grubu ise "çiçekli bitkiler" adını almış olup, tüm canlılar için büyük bir öneme haiz oldukları gerçeği, akıllı varlık olan insanında bu konuda milyonlarca araştırma yapmasına neden olmuştur.
Genel manada çiçekli bir bitki dediğimiz zaman çiçek ve tohum oluşturabilen bitkiler akla gelmektedir. Bütün çiçekli bitkilerde ortak olan kısımlar ise; kök, gövde, yaprak ve çiçek şeklinde ifade edilmektedir.
Bir çiçekli bitkinin kökü incelendiğinde üç ana bölümden oluştuğu görülür. Bu kısımlar ise; ana kök, yan kök ve emici tüy adlarını alır. Genel ifadeler itibari ile "kökler, bitkiyi toprağa bağlayıp, onun mineral ve su almasını sağlamaktır." İfadesini kullanırsak yanlış olmaz.
Kökler ile yapraklar arasında yer alan gövde kısmı ise bitkinin dik durmasını ve üzerinde yer alan yaprakları ve dalları taşımakla görevlidir. Bazı gövde tipleri besin depolarken bütün gövde tipleri kökten alınan su ve mineralleri yapraklara taşımakla görevlidirler.
Fotosentez aracı olan yapraklar ise bitkilerin belki de en önemli kısımlarıdır. Terleme sonucu su kaybını oluşturarak, kökten suyun emilimini sağlarlar. Gaz alışverişini yapmakta diğer önemli bir vazifesidir. Bazı atıkların atılmasını da sağlayan yaprakların yanı sıra, bazı tipleri de besin depo ederler.
Üreme organı olan çiçek ise genel ifadeler çerçevesinde erkek ve dişi organı bünyesinde bulundurmasına göre isim alır. İki organı da üzerinde taşıyanlarına tam çiçek, sadece birisini taşıyanlarına eksik çiçek denir.

LÜTFİ ŞAHİN

Bilim ve bilimsel yasaların gerekliliği, daha ilk çağlardan itibaren insanlık için zorunluluk ifade eden bir durumdur. Ancak bu bilimsel verilerin büyük bir çoğunluğu doğada var olan ve insanların gözleme dayandırarak nicel ifadeler olarak ifade ettiği veriler zincirinin parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yer çekimi ile ilgili çalışmaları yapmış olan Newton, aslında var olan ifadenin matematiksel veriler düzleminde karşılığını bulmuştur. Hakeza aynı bilginin kuvvet ile ilgili yapmış olduğu çalışmalarda, kuvvetin matematiksel ifadeler zincirinde karşılık bulmasına neden olmuştur. Yoksa yer çekimi her zaman vardı, kuvvet her zaman vardı; ancak nicel ifade de karşılığını bu bilgin getirmiştir.
Yansıma prensiplerini bilen Edison, çocukluk yaşlarında annesinin geçirmiş olduğu hastalık için çok üzülmüş ve fizikte var olan prensipleri kullanarak, aynaları karşılıklı koymuş ve ortada duran mumun ışığının yansımasını ve böylece büyük bir ışık kaynağının eldesini gerçekleştirmiştir. Bu şekilde elde edilen ışıklı ortamda doktor annesini muayene etmiş ve tedaviyi gerçekleştirmiştir.
Edison bizden üstün müydü? Bu soruya pek çoğunuz muhtemelen "evet" cevabını verecektir. Ama belki de Edison'dan daha zeki olanlar aramızda dolaşıyor, ama Edison gibi adları duyulmuyor. Belki de Edison sadece aklını iyi kullanıyordu; "ne dersiniz?"
İyisiyle kötüsüyle Edison'da öğrencilik yapmıştır ve daha ileri ki yıllarda da bir çok çalışma yapmıştır. 20. yy'ın ikinci yarısında insanların tekli zekadan oluşmadığı, aslında çoklu zeka modelinden oluştuğu ifade edilmiştir. Ne oldu? Daha önceleri insanlar sadece IQ ile düşünüyorlardı da, sonradan çoklu zekaları ile mi düşündüler? Tabi ki hayır... Nasıl ki yer çekimi hep olduysa, kuvvet kuralları hep olduysa insanda bulunan çoklu zeka da hep vardı, sadece bu ifade edilmiş oldu.
Edison'un bizden farkı, işte bu çoklu zekasını birbiriyle örüntü kurabilecek şekilde birleştirmeyi başarmasıydı. Bu tarz düşünmeye de muhtemelen öğrencilik yıllarında başladı ve bu zaman içerisinde çoklu öğretim yerine çoklu hayat modeli haline geldi. Yani Edison artık zekasını sadece öğrenme anında değil, hayatın tüm ifadesinde yaşamasını bildi. Bu da onun bir çok buluşu yapmasını sağladı.
Edison bizler gibi tekli bir zeka şeklini belli oranda geliştirmiş olsaydı, aşağıdaki tabloda verdiğim gibi düşünecekti.

Edison'un birinci dakikadaki düşüncesi-Fizik bilimi bölüm 26
Edison'un ikinci dakikadaki düşüncesi-Kimya bilimi bölüm 12
Edison'un üçüncü dakikadaki düşüncesi-Biyoloji bilimi bölüm 23
Edison'un dördüncü dakikadaki düşüncesi-Astronomi bilimi bölüm 5

TABLO1

Eğer ki Edison zeka modelinden birisini ya da bir kaçını geliştirmiş olsaydı tablo 1'deki gibi düşünecekti. O zaman da Edison geliştirdiği çalışmaları gerçekleştirmesi zor, hatta imkansız olacaktı. Çünkü bilimsel çalışma birden çok verinin mantıki çerçevede birleştirilmesi sonucunda gerçekleşecektir. Ama sadece bilimsel çalışmalar değil, ortaya ürün konulan tüm çalışmalar bir sentezin, hem de çoklu bir sentezin sonucunda oluşturulmaktadır. İşte maalesef bizler bu modelde olduğu gibi düşünüyoruz, bu nedenden dolayı da ürün ortaya koyamıyoruz.
Ama Edison çoklu zekasının tüm fonksiyonlarını belli oranda kullanmayı başarmış ve bunu hayatının tümünde ortaya koymuştur. Sadece bir zekasını değil, tüm zeka modellemelerini belli oranda kullanmayı başarmış ve neticede Dünya'nın tanıdığı bir mucit olmuştur. İşte, Edison'un hayatına tatbik ettiği modelleme sonucunda aşağıdaki gibi düşünmeyi başarmıştır. (Tablo 2)



Edison'un birinci dakikadaki düşüncesi-
-----------------------Fizik bilimi bölüm 14
----------------------Kimya bilimi bölüm 23
----------------------Biyoloji bilimi bölüm 12
--------------------Astronomi bilimi bölüm16


TABLO 2

İşte, sizlerde öğrencilik yıllarından itibaren sizde var olan çoklu zekanızı, çok yönlü kullanırsanız ve bunu hayatınıza intibak ettirirseniz başarılı olursunuz. Aranızda nice Edisonlar, Einsteinler dolaşmakta... Önemli olan ise kendinize inanmanızdır.

LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [1/3] 1 2 3 Sonraki