DİJİTAL ELEKTRONİK Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda DİJİTAL ELEKTRONİK konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 5 içerik bulunuyor.
Fizik bilimi çok geniş kapsamlı bir bilim dalı olup, diğer bir çok bilim dalı ile de ilişkilendirilmiş ve iç içe geçmiş bir sistemler bütünü olarak yerini almıştır. Fiziğin sadece madde düzeneği ile ilgili bile binlerce alt bölümü oluşmuştur. Sadece yerçekimi ile ilgili bile binlerce alt hipotez oluşturlmuş,bunların ifadesi için ise alt dallarda fizik bölümleri oluşturulmuştur.

Fizikte bir çığırın oluşması ise yıldırımda oluşan şeyin aslında elektron hareketi olduğu sonucu ile doğmuştur. Bir de bu elektriğin durağan olup;bu elektrik tipinin akan türünün olduğunun da tespiti ile olaylar daha ileri boyutta cereyan etmiştir.

Edison'dan sonra ise elektriğin şekil almasının mümkün olduğu saptanmıştır. Elektriğin değişik şekil ve biçimlerde şekillendirerek sese ve ışığa çevirilebileceği tespit edilmiş, 20. yy'lın ikinci yarısından itibaren ise bu şekil alma çok ileri boyutlara ulaşmıştır. İki katlı bir ev büyüklüğünde de olsa ilk bilgisayarın yapılması da bu olayı desteklemiştir. Bu şekilde elektriğin şekil alması ile sonuçlanan sistemler bütününe ise elektronik adı verilmiştir. Elektronik,fizik bilimi içerisinde yer alan ve çok büyük bir bilgi kapsamına sahip olduğu için ayrı bir bölüm olarak ele alınan sistemler bütünüdür.

Yarı iletkenlerin keşfi ile beraber elektronik bilimi ayrı bir önem kazanmış ve ileriki dönem içerisinde dijital elektronik adı altında alt bir bölümde lojistik entegrelerle yapılan sistemler bütünü yerini almıştır. Bu sistemler bütünü binary sayı sistemine göre çalışmaktadır. Yani 0 ve 1 dizinleri şeklinde olan bir elektriksel ağ düzeneği şeklinde çalışan bir sistemler bütünü hazırlanmaktadır. Bunlardan 0 gerilimin var olmadığını göstermekte, 1 ise gerilimin varlığını göstermektedir. Bunlar basit olarak ve kapısı denilen and gate; ve değil kapısı denilen nand gate; veya değil denilen or gate; veya değil adı verilen nor gate... Bu listeyi bu şekilde uzatmak mümkün, ancak en önemlileri yukarıda saydığım dört tanesidir.

İki girişi olan ve bir and kapısı olan 4081 entegresini ele alalım. Bu entegre içerisinde yerleşmiş olan 4 adet and gate kapısı olup her birisinin iki girişi ve bir çıkışı vardır. Girişlere A ve B diyelim; çıkışa da Q adını verelim. Eğer her iki girişe gerilim uygularsanız çıkış olan Q'da gerilimin olduğunu görürsünüz. Girişlerden sadece birisine gerilim verir ve diğerine vermezseniz Q çıkışında gerilimin olmadığını görürsünüz.Yani ve kapısında şunu anlamalıyız;A ve B kapısının ikisinde gerilim olursa Q çıkışında gerilim olur, olmazsa olmaz...

7432 adı verilen entegre bir or gate entegresi olup, bu entegrede de or gate üniteleri iki girişlidir. Bu entegrede her iki girişe gerilim verildiğinde yada girişlerden birisine verilirse ve diğerine verilmese dahi çıkışta gerilimin olduğu görülür. Sadece girişlerin her ikisine gerilim verilmediği taktirde çıkışta gerilimin olmadığı görülür. Yani A veya B şeklinde bir anlama söz konusudur. İkisinden birisinde bile gerilim varsa çıkışta gerilim vardır...

Bir başka örnek ise cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bünyesinde 4 ünitenin yer aldığı 4011 entegresidir. Bir nand gate entegresi olan bu entegrede bir üniteyi ele alır ve girişlerine A ve B, çıkışına ise C adını verirsek; A ve B girişlerinin birisine gerilim uygulanırsa diğerine uygulanmazsa C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz; hakeza A ve B girişlerine gerilim uygulanmazsa o zamanda C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz. C çıkışında gerilimin olmaması sadece girişler olan A ve B'ye aynı anda gerilimin uygulandığı durumlarda geçerlidir.

Yine cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bir nor gate olan 4001 entegresinde ise durum farklıdır... Bu entegre tiplemesinde de 4 ünite yer almakta, ancak çalışma sistemi farklı olmaktadır. Ünitelerden birisini ele alırsak; iki girişe aynı anda veya birsine bile gerilim uygulandığında çıkışta gerilimin olmadığını görürüz. Gerilimi çıkışta istiyorsak her iki girişten de gerilimi kesmeli, yani 0 durumuna getirmeliyiz.


NOT: Bu yazımı canım oğlum İbrahim Muhammed ŞAHİN ' e ithaf ediyorum.

NOT: Bu yazımı yazarken bana ait olan "lojistik entegreler" ile "nand ve nor gate" adlı yazılardan alıntı yaptım.

LÜTFİ ŞAHİN

18/07/2014 1:34
Elektronik,fizik biliminin altında yer alan,ancak çok geniş boyutlara varan bir bilgi bütünüyle insanlığın hizmetinde olan bir bilim dalıdır.Elektronik daha çok teknolojik hizmetler bütünü olarak ele alınsa da ben büyük bir bilim dalı diyorum.



Elektroniğin alt bölümlerinde endüstriyel elektronik,dijital elektronik,temel elektronik gibi bölümleri görebiliriz.Bu alt bölümlerde kendi içerisinde alt bölümlere ayrılmaktadır.Yani anlayacağınız;evde kullandığımız elektronik eşyalardan,hastanelerde kullanılan elektronik eşyalara kadar bütün elektronik eşyaları ele aldığımızda,büyük bir bilgi yumağının var olduğunu görürüz.Sadece tıp elektroniği bile kendi içerisinde yüzlerce alt bölüme ayrılmakta,bu elektroniği yürüten insan sayısıda ona göre çeşit kazanmaktadır.



Elektronik eşyaların neredeyse tamamında kumanda sistemleri kullanılmaktadır.Evde kullandığımız televizyondan,fabrikalardaki otomasyon sistemlerine kadar bütün elektronik sistemleri kumandalar ile yürütülmektedir.Kumanda sistemleri adlı yazımda konu ile ilgili geniş açıklamamı bulacaksınız;ama ben yinede kısaca değinmeden edinmeyeceğim…Kumanda sistemleri bir verici ve bir alıcı sistemi ile oluşturulmaktadır.Bunların giriş kısmına ise transduser adı verilen ve ses yada ışık yada ne ile kumanda edilmek isteniyorsa ona uygun olarak kullanılan elektronik devre elemanları takılmaktadır.



Şu an teknoloji öyle bir boyuta gelmiştir ki;artık verici transduseri kullanılmamakta,bunun yerine insanın özelliklerinden faydalanılmaktadır.İnsanın parmak izinden,sesinden,göz renginden yada kokusundan faydalanılarak devreler çalıştırılmakta ve insanların rahat yaşamaları sağlanmaktadır.Her insanın kendine has özellikleri vardır,öyleki insanların sıcaklık dereceleri bile kendilerine hastır.İşte,vericiler kullanılmayıp, insanların bu kendilerine has özellikleri sayesinde yerinden kalkmadan lambaları yakmakta,televizyon kanallarını değiştirmekte…Tabi ki alıcı yapılırken hangi insan için yapılıyorsa,ona has frekansta yapılmakta ve sadece o insanın istediği şekilde kumanda edilmektedir.



Bir başka yazımda buluşmak üzere…


LÜTFİ ŞAHİN

06/07/2014 5:36
Teknoloji devriminin büyük bir açıklık içerisinde yaşandığı yıllar olan 20. yy devrini geride bıraktık, ancak o yıllara ait bilimsel ve teknolojik gelişmelerin meyvalarını daha yeni toplamaya başladık. 20. yy a ait çalışmaların büyük bir kısmını ise fizik çalışmaları oluşturmuştur. Özellikle fizik biliminin elektrik ile ilgili olan bölümleri büyük bir ivme kazanmış ve netice itibari ile de iç içe geçmiş teknik kavramlar ve alt kategoriler oluşmuştur.
Öyle değil midir? Elektrik ile ilgili geliştirilen cihazların, öyle çok uzun bir geçmişleri yoktur. Konu ile ilgili okurlarım dediklerimi hemen tasdik edeceklerdir. Ama baş döndürücü çalışmaların yaşandığı 20. yy ve özellikle de ikinci yarı bize insanın ne kadar çaba gösterdiğini ifade etmektedir.
Ampülün icadı ve gramofonun yapımı, ardından gelen dev komputurleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışmaların sürekliliği sonucunda fizik bilimi yeni bir teknik boyut kazanmış ve bunun adına da elektronik denmiştir… Elektronik teknik bilimi hayatın bir çok bölümünde yerini almış ve kendi içerisinde bile yüzlerce alt kategoriye ayrılmıştır. Endüstriyel elektronik, tıp elektroniği, dijital elektronik vb bir çok alt bölüme ayrılmıştır. Öyle ki fizik bilimi içerisinde yer alan elektronik teknoloji bilimi, ayrı bir bilim dalı olarak üniversitelerde okutulmuştur.
Peki, elektronik nedir ve hangi çalışma prensiplerini ele alır? Bu soru ise, yüzlerce kitap ile bile cevaplandırılamayacak kadar geniş bir hitabeti gerektirmektedir. Genel olarak, düşük akımlar ile yüksek akım ve gerilimlerin kontrolüne dayalı bir teknik bilim dalıdır diyebiliriz. Yani bu cümledeki kasıt, küçük değerdeki akım değerleri ile çok büyük değerdeki akımların kontrolü diyebiliriz. Bu olay, televizyondan tutunda bilgisayarlara varıncaya kadar bütün elektronik cihazlarda yer edinmiştir. Akım yerine göre belli değerlerde, yerine göre belli zaman aralıklarında, yerine göre belli frekanslarda verilerek elektronik çalışma sistemleri oluşturulmuştur.
Yukarıdaki son cümlede geçen olayları basit şekillerde ifade etmek isterim… Siz bir radyoda kulaklık kullanabilirsiniz ya da radyoyu hoparlörden dinleyebilirsiniz. Bu olay, akıma belli değerler verilerek yapılmaktadır. Yani kulaklıkta farklı değer, hoparlörde ise farklı değerler kullanılmaktadır. Akımın belli zaman aralıklarında kullanılmasına vereceğim örnek ise elektronik saatler olacaktır. Siz bir elektronik saati kurduğunuz zaman, sizin kurduğunuz vakit gelene kadar, saatin zili çalmıyacaktır. Saat çaldığı zaman, saatin elektronik aksamı, saatin zil bölümüne akım göndermiş demektir. Akımın belli frekanslarda kullanılması olayına ise televizyonlardaki kanalları örnek vermek isterim. Televizyonlardaki kanallar belli frekans değerlerinde yapılan frekans yayınları ile yayınlanmakta ve bu neden ile de bir kanalın frekansı, diğer kanalın frekansı ile karışmamaktadır.
Peki, elektronikte kullanılan elektronik devre elemanları nedir sorusunu sorabilirsiniz… Bu soru o kadar geniştir ki, konu ile ilgili binlerce kitap ve milyonlarca makale olduğu halde yine de tam bir açıklama getirilememektedir. Bu devre elemanlarını kısaca adlandıracak olursak; dirençler, kondansatörler, transistorler, tristörler, triyaklar, quadraklar, kristaller, bobinler kullanılan yüksek değerdeki akım ile çalışan devre elemanları olup bunlar yanında; operasyonal entegreler, lojistik entegreler, mikroteknik ile hazırlanan entegreler, mikroprosesürler gibi daha düşük akım değerlerinde çalışan devre elemanlarını da vermek mümkündür.
Ama ne olursa olsun, dev boyutlarda değerlendirilen elektronik bilimi kısa bir makale ile ifade edilemeyecek kadar geniştir. Eğer sizlere bir nebzede olsa bilgi verebildiysem kendimi mutlu hissederim…

LÜTFİ ŞAHİN

Teknoloji devriminin büyük bir açıklık içerisinde yaşandığı yıllar olan 20. yy devrini geride bıraktık, ancak o yıllara ait bilimsel ve teknolojik gelişmelerin meyvalarını daha yeni toplamaya başladık. 20. yy a ait çalışmaların büyük bir kısmını ise fizik çalışmaları oluşturmuştur. Özellikle fizik biliminin elektrik ile ilgili olan bölümleri büyük bir ivme kazanmış ve netice itibari ile de iç içe geçmiş teknik kavramlar ve alt kategoriler oluşmuştur.
Öyle değil midir? Elektrik ile ilgili geliştirilen cihazların, öyle çok uzun bir geçmişleri yoktur. Konu ile ilgili okurlarım dediklerimi hemen tasdik edeceklerdir. Ama baş döndürücü çalışmaların yaşandığı 20. yy ve özellikle de ikinci yarı bize insanın ne kadar çaba gösterdiğini ifade etmektedir.
Ampülün icadı ve gramofonun yapımı, ardından gelen dev komputurleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışmaların sürekliliği sonucunda fizik bilimi yeni bir teknik boyut kazanmış ve bunun adına da elektronik denmiştir... Elektronik teknik bilimi hayatın bir çok bölümünde yerini almış ve kendi içerisinde bile yüzlerce alt kategoriye ayrılmıştır. Endüstriyel elektronik, tıp elektroniği, dijital elektronik vb bir çok alt bölüme ayrılmıştır. Öyle ki fizik bilimi içerisinde yer alan elektronik teknoloji bilimi, ayrı bir bilim dalı olarak üniversitelerde okutulmuştur.
Peki, elektronik nedir ve hangi çalışma prensiplerini ele alır? Bu soru ise, yüzlerce kitap ile bile cevaplandırılamayacak kadar geniş bir hitabeti gerektirmektedir. Genel olarak, düşük akımlar ile yüksek akım ve gerilimlerin kontrolüne dayalı bir teknik bilim dalıdır diyebiliriz. Yani bu cümledeki kasıt, küçük değerdeki akım değerleri ile çok büyük değerdeki akımların kontrolü diyebiliriz. Bu olay, televizyondan tutunda bilgisayarlara varıncaya kadar bütün elektronik cihazlarda yer edinmiştir. Akım yerine göre belli değerlerde, yerine göre belli zaman aralıklarında, yerine göre belli frekanslarda verilerek elektronik çalışma sistemleri oluşturulmuştur.
Yukarıdaki son cümlede geçen olayları basit şekillerde ifade etmek isterim... Siz bir radyoda kulaklık kullanabilirsiniz ya da radyoyu hoparlörden dinleyebilirsiniz. Bu olay, akıma belli değerler verilerek yapılmaktadır. Yani kulaklıkta farklı değer, hoparlörde ise farklı değerler kullanılmaktadır. Akımın belli zaman aralıklarında kullanılmasına vereceğim örnek ise elektronik saatler olacaktır. Siz bir elektronik saati kurduğunuz zaman, sizin kurduğunuz vakit gelene kadar, saatin zili çalmıyacaktır. Saat çaldığı zaman, saatin elektronik aksamı, saatin zil bölümüne akım göndermiş demektir. Akımın belli frekanslarda kullanılması olayına ise televizyonlardaki kanalları örnek vermek isterim. Televizyonlardaki kanallar belli frekans değerlerinde yapılan frekans yayınları ile yayınlanmakta ve bu neden ile de bir kanalın frekansı, diğer kanalın frekansı ile karışmamaktadır.
Peki, elektronikte kullanılan elektronik devre elemanları nedir sorusunu sorabilirsiniz... Bu soru o kadar geniştir ki, konu ile ilgili binlerce kitap ve milyonlarca makale olduğu halde yine de tam bir açıklama getirilememektedir. Bu devre elemanlarını kısaca adlandıracak olursak; dirençler, kondansatörler, transistorler, tristörler, triyaklar, quadraklar, kristaller, bobinler kullanılan yüksek değerdeki akım ile çalışan devre elemanları olup bunlar yanında; operasyonal entegreler, lojistik entegreler, mikroteknik ile hazırlanan entegreler, mikroprosesürler gibi daha düşük akım değerlerinde çalışan devre elemanlarını da vermek mümkündür.
Elektronikte kullanılan en basit devre elemanlarından birisi dirençlerdir. Dirençler
elektronik devrelerinde kullanılan ve elektroniğin olmazsa olmaz denilen devre elemanlarıdır.
Sizler dirençleri lisede veya üniversitede basit şekilleri ile görmüşsünüzdür. Seri bağlamada
direncin değerini yada gerilimin değerini yada akımın değerini öğretmenleriniz ile beraber
çözmüşsünüzdür. Hakeza paralel bağlama içinde aynı şeyler söylenir. Çoğunuz deneme sınavlarında,
oks sınavlarında yada üniversite sınavlarında direnç konusu ile ilgili sorular çözmüşsünüzdür. İşte sınavlarda basit sorularla çözmeye çalıştığınız direnç problemleri, elektronikte çok kapsamlı bir biçimde ele alınır.
Direnç nedir? Nerede kullanılır? Kısaca bunlara değinmek istiyorum. Dirençler genel manada
karbondan yapılmış ve elektriksel gerilime karşı belli bir zorluk gösteren devre elemanlarıdır.
Dirençlerde kullanılan ifade "ohm" dur. Basit olarak bir kaç ohmdan milyarlarca ohma kadar direnç değerleri kullanılır. Ohm değerleri hacim ölçüleri gibi biner biner büyür ve biner biner küçülürler. "Ohm, kiloohm, megaohm..."gibi
ifadeler kullanılır.
Dirençler, belirli bir düzende kullanılırlar. Elektronikte kullanılan diğer devre elemanlarına
gidecek gerilimi denge altında tutmak amacı ile kullanılırlar. Sabit değerdeki dirençler olduğu gibi ayarlı direnç adı verilen dirençlerde kullanılmaktadır. Bizim genellikle elektronikte düğme olarak kullandığımız kısımlar birer ayarlı dirence bağlıdır. Ayarlı dirençler, devrenin istenilen değerde çalışması için kullanılan birer elemandır.
Elektronikte elektriksel akımı depo eden ve yerine göre direnç olarak kullanılan bir devre elemanı vardır. Bunlara kondansatörler adı verilmektedir.
Kondansatörler nedir? Nerede kullanılır? Buna benzer sorulara bu yazımda yer vermek istiyorum. Genel olarak kondansatörler iki iletkenin arasına yalıtkan bir maddenin konulması sonucu
oluşmuştur. Ancak bu olay basit değildir. Metal levhalar çok ince olup yalıtkan maddelerde bir o kadar incedir. Kondansatörün alacağı değer oranında yalıtkan maddenin inceliği ve türü belirlenir. Bu yalıtkan madde
kağıt ya da naylon folyo yada hava olabilir. Bu yalıtkan maddenin çeşidi, kondansatörün alacağı değere göre değişmektedir.
Peki kondansatörlerin bu değerleri nasıl simgelenir. Kondansatörlerde kullanılan birim
Fahrad`dır. Kondansatörlerin değerleri,direnç değerleri gibi biner biner büyür ve biner biner küçülürler.Milifahrad, mikrofahrad, nanofahrad, pikofahrad gibi...
Konunun başında kondansatörlerin ne işe yaradığından kısaca bahsetmiştim. Kondansatörler, doğrusal akım
uygulandığında birer depo aracı olarak görev yaparlar; yani uygulanan akımı depo ederler. Ancak doğru akım değilde alternatif akım uygulandığında akıma karşı bir direnç gibi görev yaparlar. Bu özellikleri nedeniyle kondansatörler elektroniğin vazgeçilmez elemanlarıdır.
Makro düzeydeki devrelerden mikro elektroniğe kadar birçok yerde kondansatörlerden faydalanılmaktadır. Tabii ki devre elemanları belirli bir düzen ve sistem içerisinde bir araya getirilirler. Önemli olan
kullanılan devre elemanının tam olarak ne işe yaradığını ve kullanılan değerin devreye uygun
olup olmadığını bilmektir.
Transistörler nedir? Ne işe yararlar? İsterseniz bu gibi konulara eğilelim... Bildiğiniz üzere elektriksel iletime göre maddeler üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; iletkenler, yalıtkanlar ve
yarıiletkenlerdir... Her grup maddenin de elektronikte kullanım sahası vardır. Bunlardan yarıiletkenler ise transistörlerin ve entegrelerin yapısında yer almaktadır. Sadece bu yapılarda değil, diğer birçok elemanda da kullanılmaktadır.
Transistörler genel olarak akımın geçişini kontrol ederek devrenin belli bir düzende ve sistemde çalışmasını sağlarlar. Yeri geldiğinde küçük bir akımın büyütülmesinde ve yeri geldiğinde devreye giden akımı keserek iş görür.
Genel olarak transistörler iki yarıiletkenin biraraya getirilmesi sonucu
oluşturulmuştur. Oyuklara uygun gerilim verildiği zaman ise bu yarıiletkenler birer iletken haline gelmektedir. Oyuk dediğim ise iki yarıiletkenin birleştiği kısımdır. İşte bu bölüm transistörde beyz adı verilen ucunu simgeler. Dİğer uçlar ise emitör ve kollektördür.
İki tip transistör vardır. NPN tipi ve PNP tipi olmak üzere iki tiptir. Bunlardan NPN `nin beyzine artı, PNP`nin beyzine eksi geldiğinde transistör iletken haline geçmektedir...

NOT: Bu yazıyı yazarken bana ait elektronik ile ilgili yazılardan faydalandım.

NOT: Bu yazıyı eşim Remziye ŞAHİN 'e ithaf ediyorum.

LÜTFİ ŞAHİN

İnsanoğlunun bütün çalışmaları içerisinde yer almaya başlaması ilk çağlardan beri süregelmiş olan matematik bilimi, bütün bilim dallarında önemli bir yere sahip olması nedeni ile en fazla araştırılan ve bilimin simgesi diyebileceğimiz bir daldır. En basit simgeler bölümünden tutunda, en karmaşık hesap çalışmalarına kadar bütün matematik ifadeleri çalışmaları, binlerce yıllık araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Bizim günümüzde kullandığımız toplama ifadesinden tutunda integral hesaplarına varıncaya kadar, bütün matematiksel ifadeler büyük araştırmalar ve çalışmalar sonucu ortaya konulmuştur. Beşyüz yıl önce ifade edilemeyen integral hesaplarının aslında günlük yaşamda somut olaylarda yer aldığını güzel örneklemeler içerisinde görmekteyiz. Belki yüzlerce yıllık geçmişi olan toplama ifadesi ise daha önceki dönemler içerisinde yine somut düzeyde ele alınmıştır. Bu ifadeleri bende somut örnekler ile açıklamak isterim... Binlerce yıl önce olmayan ve soyut düzeyde kullanılamayan matematik, bir çobanın koyun sürüsünde bulunan koyunların ifade edilmesinde kullanılmıştır. Hakeza, yüzlerce yıl önce olmayan integral ifadesi de Mimar Sinan'ın yapmış olduğu ve bütün Dünya'nın hayranlıkla incelediği eserlerinde somut düzeyde kullanılmıştır.
İleri düzeyde matematik bilgisi bizlere bazı terimleri de bilmemizi gerektirmiştir. Bu ifadelerden birisi ise, modüler matematik ifadesi ile ifade edilen ve öğrencilerin korkulu rüyası sayılabilen bir incelikler hesabına götürmektedir. Nedir modüler matematik? Ben bu soruyu basit örneklemeler ile açıklamaya çalışacağım...
Modüler matematik düzleminde, modüler 4 olarak bir sayıyı bulmamız isteniyor. Yani mod 4'e göre bir sayı bulunmak isteniyor. Bu sayı 21 olsun. Bu sayının mod 4 ifadesindeki karşılığı 1'dir. Biz 21 sayısını 4'e böldüğümüz taktirde, bölmenin kalan kısmındaki sayı 1'dir ve biz 21 sayısı denktir 1'e deriz. Bu sayı 21 değilde 34 olsun... Bu taktirde 34 sayısını 4'e böldüğümüzde, bölmenin kalan kısmındaki sayı 2'dir ve biz bunu ifade ederken modüler matematik 4'e göre 34 sayısı denktir 2'ye deriz. Denktir, eşit değildir. Bu asla akıldan çıkarılmamalıdır. Bu duruma göre anlaşılan olay ise modüler matematik 4 ifadesine göre hiçbir zaman denklik 4 sayısını ya da daha üstünü göstermeyecektir. Çünkü kalan sayısı hiçbir zaman 4 ifadesini yada daha üstünü vermeyecektir.
Matematik ifadesinin bolca yer bulduğu ve geniş bir bütünler zincirini oluşturan elektronik teknik biliminin içerisinde bir dal olan dijital elektronik buna benzer ifade şekillerinden birisi olan sayılar sistemini kullanır. Bunlardan en önemlisi ise 0 ve 1 teknolojisi olarak ifade edilen ve bir çok lojistik entegrenin yapısına girmesi ile beraber bilgisayarların ve elektronik sistemlerin yapısında yer edinen binominal sayı sistemleridir. Bu sayı sistemleri ile ifade edilen 0 gerilimin olmadığını ve 1 ise gerilimin olduğunu belirtmektedir. Bu ifade tarzı ise neredeyse bütün bilgisayar sistemleri içerisinde yer almıştır. Bu binominal sistemler bütünü modüler matematik örneğine benzer bir sayı dizilişidir. Ama burada kullanılan modüler ifade 2'dir. Yani binominal ifadesi 2'li sayı dizesi manasına gelmektedir. Yukarıdaki örnekte modüler 4 ifadesini kullandık ve 34 sayısının 2 sayısına denk olduğunu ifade ettik; ancak binominal sayı ifadesinde bir denklik değil, eşitlik bulunmaya çalışılmaktadır. Yani 34 sayının binominal ifadedeki karşılığı bulunmak istense, 34 sayısı 2 sayısına bölünür ve en alttaki kalan sayıdan itibaren bütün kalanlar ifadede yer eder. 34 sayısını 2 ye böldüğümüzde 17 sayısı çıkar ve kalan 0'dır. 17 sayısı tekrar 2 sayısına bölünür ve kalan 1 dir. Bu şekilde bölme işlemleri devam eder ve netice itibari ile de 34 sayısı binominal sayı sistemine göre karşılığı 10010 ifadesi çıkar. Ama bu ifade mod 4 ifadesinde olduğu gibi denk değil, eşittir. Yani binominal sayı sistemine göre 34 sayısı eşittir 10010 ifadesi deriz; ama 34 sayısı mod 4 sayısına göre eşit değil denktir 2 sayısına ifadesi yer etmektedir.
Bu sayı sistemine vereceğim örnek ise cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bünyesinde 4 ünitenin yer aldığı 4011 entegresidir. Bir nand gate entegresi olan bu entegrede bir üniteyi ele alır ve girişlerine A ve B, çıkışına ise C adını verirsek; A ve B girişlerinin birisine gerilim uygulanırsa diğerine uygulanmazsa C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz; hakeza A ve B girişlerine gerilim uygulanmazsa o zamanda C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz. C çıkışında gerilimin olmaması sadece girişler olan A ve B'ye aynı anda gerilimin uygulandığı durumlarda geçerlidir.
Yine cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bir nor gate olan 4001 entegresinde ise durum farklıdır... Bu entegre tiplemesinde de 4 ünite yer almakta,ancak çalışma sistemi farklı olmaktadır. Ünitelerden birisini ele alırsak;iki girişe aynı anda veya birisine bile gerilim uygulandığında çıkışta gerilimin olmadığını görürüz. Gerilimi çıkışta istiyorsak her iki girişten de gerilimi kesmeli,yani 0 durumuna getirmeliyiz.

NOT: Bu yazımı canım oğlum Ali Buğra ŞAHİN' e ithaf ediyorum.

NOT:Bu yazımı yazarken bana ait olan "nand ve nor gate "adlı makaleden alıntı yaptım.

LÜTFİ ŞAHİN