LÜTFİ ŞAHİN Yazıları - Sayfa 2 - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda LÜTFİ ŞAHİN konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 233 içerik bulunuyor.
İlk avladıkları yiyecekleri taze taze tüketen insanlar, aynı zamanda topladıkları meyveleri de taze taze tüketiyorlardı. Bir soğutucunun olmaması, hatta bırakın soğutucuyu bir tel dolabın olmaması, insanlar için büyük sorun oluşturmuştur.
Zaman içerisinde insanların geliştirdiği modellerden birisi yiyeceklerini toprak altına açtıkları çukurların içerisine saklamak, ileri ki dönemlerde ise evin alt mahzenine yapmış oldukları ve adına kiler dedikleri bölüme saklamak şeklinde olmuştur. Ama insan rahatına düşkün ve bu düşkünlük içerisinde de bilginler gerekli önemi kazanmıştırlar. Rahat yaşamak isteyen toplumlar, bilginlerini el üstünde tutmuş ve bunun meyvesini de diğer toplumlara muhtaç olmadan yaşayarak ve hem de rahat bir şekilde yaşayarak almışlardır.
Tel dolabı hadisesinde yaşanan olaylardan birisi ise abiyogenez hipotezi olmuştur. Yapılan çalışmalarda sineklerin açık bırakılan yiyeceklerin üzerinde kendiliğinden oluştuğu ve bu nedenden dolayı da evrim teorisinin devamı şeklinde kabul gören abiyogenez hipotezi kabul görmüştür. Ancak ileri ki dönemlerde yiyecekler tel dolap içerinse saklandığı zaman sineklerin üremediği ve sineklerin üremesi için yiyeceklerin üzerine ana sineklerin kurtlarını bırakması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu ifadeler neticesi sonucu yanlış olan abiyogenez hipotezi terk edilmiş ve doğru olan biyogenez hipotezi kabul görmüştür.
İnsanların tek sakladıkları şeyler ise yiyecekler olmayıp; hem yiyeceklerini ve hem de değerli şeylerini sakladıkları dolapları ya da odaları kitleme ihtiyacını hissetmiştir. Basit tahta kilitler ilk etapta kullanılmıştır. Zaman içerisinde daha gelişmiş olan demir kilit ve anahtar sistemleri kullanılmıştır. Günümüzde artık bir çok değerli eşyanın saklandığı kısımlar parmak izi ile çalışan elektronik kilitler ile ya da kartlı sistemler ile kilit altına alınmaktadır. Bu sistemlerin birisi de şifreli elektronik kilitlerdir...
Benim bu kilitler ile ilgili olarak bir çalışmam var, ancak daha proje aşamasında... Diğer projelerimden kafamı kaldırıp bu projeyi hayata geçiremedim. Ancak deneyecek elektronik mühendislerinin mailini bekliyorum. Bu kildi yaparken bir and gate olan 4081 entegresinden faydalanacağız. 4081 entegresi içerisinde 4 ünite yer almakta ve bir entegre bizim şifremiz için yeterli bünyeyi taşımaktadır. Her bir ünitenin iki girişi ve bir çıkışı vardır. Şifreleme sisteminde şifremiz 1234 sayısı olsun. Bu sayıların dışında bir sayıya basıldığı zaman zener diyot aracılığı ile alarm çalışacak ve kilit kendini tamamen bloke ederek açılmayacaktır. Bu sayılara basılacak ve hem de sırasıyla... 1 sayısının olduğu butona basıldığı zaman entegrenin 1 nolu ünitesinin A ayağına gerilim gidecek; B ayağına ise her zaman gerilim verilecek. A ayağına gerilim geldiği zaman C çıkışında gerilim olacak ve bu da 2 nolu entegrenin A girişine gelecektir. 2 nolu entegrenin B girişi ise butona bağlı olacaktır. Eğer 30 saniye içerisinde bu butona basılmayacak olursa zamanlayıcı devreye girecek ve alarm çalışacak, bu arada kilit bloke olacaktır. Bu şekilde her ünitenin çıkışı diğer ünitenin bir girişine ve diğer girişe de buton bağlantısını yapacağız. En son ünitenin çıkışı ise elektronik roleye bağlı olacak ve bu role de kilidi açacak olan elektrik motoruna bağlı olacaktır.
Zaman bulup deneyen okurlarımdan sonucu bekliyorum, eğer benim vaktim olursa bende evime bu kilidi takmayı düşünüyorum... Çalışmalarınızda başarılar diliyorum...

LÜTFİ ŞAHİN

22/06/2013 2:20
İnsan nüfusunun artması ile beraber hem hastalıklar artmış ve hem de değişik türde gıdalara olan ihtiyaç artmıştır. Hastalıkları araştıran bilim insanlarının yanı sıra değişik türde gıdaları nasıl meydana getirebileceklerini araştıran bilim insanları da olmuştur.
Yıllar içerisinde binlerce insanın ölümüne neden olan veba, kolera gibi hastalıkların oluşması bilim insanlarının daha çok çalışmalarına neden olmuştur. Büyük bir bilim insanı olan Akşemsettin hastalıklara neden olan şeylerin gözle görülemeyecek kadar küçük canlılar olduğunu ifade etmesi kayda değerdir.
Daha ileriki yıllarda mikroskop denilen ve küçük canlıların görülmesini sağlayan aletin yapılması ile beraber, hastalıklara neden olan canlılarında gözle görülemeyecek kadar küçük varlıklar olduğu ifade edilmiştir.
Hastalıklara neden olan bu varlıklar bilimin ilerlemesi ile beraber adlandırılmıştır. Bazı tip hastalıklara neden olan varlıklara da bakteri adı verilmiştir. Bakterilerin bazıları canlılarda hastalıklara neden olmakta ve gözle de görülememektedir.
Bilim insanları bakterilerin sadece hastalık oluşturmadıklarını, bazı bakterilerin ise zarar vermeyip, aksine faydalı olduklarını tespit etmişlerdir. Bu besinlerden birisi olarak yoğurt verilmiştir. Sütün içerisine konulacak bir miktar yoğurdun o sütü de yoğurt haline getirdiği görülmüştür. Çalışmalar yapan bilim insanları buna neden olan şeyin yoğurdun içerisinde olan bir bakteri olduğunu göstermiştir. Bu bakterinin olduğu yoğurttan bir miktarı sütün içerisine konulduğu zaman, yoğurdun içerisindeki bakteriler çoğalıp, sütü de yoğurt haline getirmektedir.
Bakterilerin zararlı olanları olduğu gibi faydalı olanları da vardır. Bu da bize son derece dengeli bir yaşam tarzı olarak sunulmuştur.

LÜTFİ ŞAHİN

30/07/2014 2:43
Canlılar ve canlıların sistematiği ile uğraşan bilim dalına biyoloji adı verilmektedir.Biyoloji canlılarla ve canlıların özellikleri ile ilgili konulara eğildiği gibi onların taksonomik sınıflandırmaları ile de uğraşmaktadır.Taksonomik adını veriyorum,çünkü bu sınıflandırma basit düzeyde olmayıp,canlıların bütün özellikleri sınıflandırma içerisinde kullanılmaktadır.

Biyoloji kelimesi,bios ve logi kelimelerinin bir araya gelmesi sonucu oluşup,canlı bilimi manasına gelmektedir.Canlıları işleyen biyoloji bilimi kendi içerisinde bir çok alt bölüme ayrılmaktadır.Bunların bazıları şöyledir;botanik-bitkiler ile uğraşır,zooloji-hayvanlar ile uğraşır,farmakoloji-ilaç bilimi,fizyoloji-canlıların sıvılar bütünü ile uğraşır,biyokimya-canlıların moleküler yapısı ile uğraşır,genetik-canlıların genleri ile uğraşır…Daha bu sınıflandırmayı yüzler ve binler ile ifade etmek mümkündür…

Ben burada mikrobiyoloji adı verilen ve mikroorganizmalar ile uğraşan bilim dalının bir alt uğraşı olan bakteriler üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Gözle görülemeyen bakteriler,canlıların sınıflandırılmasında ve canlıların yaşam tarzlarında önemli role sahip birer etken canlı gruplarıdır.

Bakterilerin bir tip sınıflandırılmasında faydalı olanlar ,zararlı olanlar ve herhangi bir etkisi olmayanlar diye sınıflandırılabilir.Lactobacillus bulgaricus gibi yoğurdun oluşmasını sağlayan faydalı bakteriler yanında,clostridium perfringes gibi gazlı kangrene neden olan zararlı bakterilerde mevcuttur.Birde bulunduğu yere göre faydası yada zararı olmayan eshrechia sp türleri vardır.Bunların bazı sujlarının ne faydası ve nede zararı vardır.

Bakteriler biçimlerine göre ise 4 sınıfa ayrılmaktadır.Bunlar koklar,basiller,vibriolar ve spiraller şeklindedir.Bunların içerisinde koklarda kendi arasında üçe ayrılmaktadır.Tek tek bulunanlar(monokoklar),ikişer gruplar halinde bulunanlar(dikoklar) ve çoğu bir grup oluşturarak bulunanlar(streptokoklar) şeklinde bir sınıflandırma yapılabilmektedir.

Bakteriler solunum durumlarına göre ise 4 grupta incelenebilir…Bunlar zorunlu aerob,zorunlu anaerob,fakultatif anaeroblar ve aerotoleran anaeroblardır.Bunların bir kısmı sadece oksijenli ortamda,bir kısmı sadece oksijensiz ortamda ,bir kısmı her iki ortamda bir kısmı ise belli oranda oksijenli ortamda yaşayabilmektedir.

Bakteriler yapılarındaki duvara görede ikiye ayrılmaktadır.Bunlar ise gram negatif bakteriler ve gram pozitif bakteriler diye sınıflandırma oluşturulmasına neden olmaktadır.Bu sınıflanırmaya ise duvarın yapısında bulunan peptidoglikana bağlı olarak gidilmektedir.Gram pozitiflerde bu kısım kalın,gram negatiflerde incedir.

Ancak bakteriler bu kadar kısa biçimde anlatılamaz,konu ile ilgili milyonlarca makalenin olduğu göz önüne alınırsa, benim deryaya bir damla bıraktığım açığa çıkar…


LÜTFİ ŞAHİN

Gözle görebildiği ile yaşamını sürdüren insanoğlu, beslenme ve diğer bir takım ihtiyaçları için canlılardan istifade etmiştir. Varlıkların sadece gözle görülenler ile sınırlı olduğu neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır.

Yanlışlığı, binlerce yıl içerisinde ortaya çıkmamış olan bu ifadeler zincirinin düzeltilme aşamasında bir çok bilgin rol oynamıştır. Zaman içerisinde hastalıklarla boğuşan insanoğlu, yanlış ifadeler neticesinde salgınların önüne geçememiş ve bu olaylar sonucu milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir.

Akşemseddin'in mikrop kavramını ortaya koyması, İbni Sina'nın Kanun ve Şifa adlı eserlerinde gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardan bahsi; Avrupalıların yüzlerce yıl önünde seyreden olaylar dizesinden birkaç örnekten bir kısmıdır.

Louis Pasteur adlı bilginin mikroorganizmalardan bahsedip kuduz aşısını bulması, mikroskobun keşfi ile hücre kavramının tanımlanması; insanoğlunun son dönemleri içerisinde ifade edilmiş kavram hazinelerinden bir kaçıdır...

Elektron mikroskobunun keşfi ile beraber, bu kavramlar daha da nicel verilere dönüşmüş ve hücre denilen ifadenin hiç zannedildiği gibi basit bir kavram olmadığı ortaya konulmuştur. Hücrenin başlı başına bir fabrikasyon örneği oluşturduğu daha ince detayları ile açıklık kazanmış ve insanoğlu yanlış olan hipotezlerinden daha kolay kurtulmaya başlamıştır. Doğrular, doğruları doğurmuş ve bakteriler ile virüslerin gizemli dünyası da bu doğruların içerisinde yerlerini almışlardır.

Bakteriler ile uğraşan bilginler, antibiyotik denilen ilaçları bulmuşlar ve bu ilaçların keşfi ile beraber bir çok hastalıkta önlenmeye başlanmıştır. Yalnız bu ilaçların, zaman içerisinde etkinlikleri kaybetmeleri; tıbbi farmakoloklar tarafından endişe ile takip edilmiş ve olayın nedenleri araştırılmıştır. Bu olayların nedenlerinden iki tanesinin adı da bulunmuş ve bunlara "transdüksiyon ve transformasyon" adları verilmiştir. İki olayda birbirinden farklı olsa da sonuç itibari ile benzer ifadelerin oluşmasını sağlamaktadır.

Bunlardan ilki olan trandüksiyon ifadesinde bakterinin genetiği değişmekte ve bu değişikliğe bir tür virüs olan ve adına bakteriofaj denilen fajlar neden olmaktadır. Bu fajlar, önceden girmiş oldukları konak hücrenin DNA parçalarını yeni bakteriye taşımakta ve onunla replike olmaktadır. Eğer faj sadece konak hücrenin genetiğini taşıyorsa bu olay genel transdüksiyon; konak hücrenin genetiği ile beraber kendi genetiğini de taşıyorsa buna da özelleşmiş trasdüksiyon adı verilmektedir.

Transdüksiyon olayına benzer bir olayda trasformasyon adı verilen olaydır. Bu ifade de ise fark, bir faj ile genetik metaryel taşınmayıp doğrudan bakerinin içine geçiş söz konusudur. Genetik meteryal doğrudan bakterinin içine geçmekte ve bu olay nadir görülmektedir. Transformasyon olayı kalsiyum klorür veya sıcaklık olayı ile suni olarakta oluşturulabilmektedir...

LÜTFİ ŞAHİN

Beyin ve zeka ile ilgili yapılar insanoğlunun her zaman merakını çekmiştir. Tarih boyunca gerek müspet bilimler ile uğraşan tıp uzmanları ve biyologlar, gerekse de sosyal bilimler ile uğraşan sosyologlar ve psikologlar zeka ve hafıza ile ilgili kavramları merak etmiş, hep araştırmış araştırmıştır.
Zeka ve hafıza ile ilgili kavramlar sadece bu bilim dallarında değil, diğer bütün bilim dalları içerisinde ifade tarzı olarak yerini bulmuştur. Matematik öğretmenleri matematik dersinde iyi olan öğrencilerinin zekaca iyi olduğunu ifade etmiş, aynı şekilde edebiyat öğretmenleri de edebiyat konusunda iyi olan öğrencilerinin zekalarının iyi olduğunu ifade etmiştir.
Zeka ve hafıza ile ilgili kavramlar aynı zamanda eğitim uzmanları içinde önemli olmuştur. Düşünsenize zekası ve hafızası iyi olan öğrencilerin algılama sürecinin büyüklüğünü; bu da toplumların refahı için ideal bir veriler topluluğunun oluşmasını sağlayacaktır.
Uzmanlar yapmış oldukları çalışmalarda zeka ve hafıza kavramlarının doğuştan gelen özellikler olduklarını görmüşlerdir. Ancak bu uzmanların yılmasına değil, daha fazla araştırmalar yapmasına neden olmuştur. Netice itibariyle öğrenme teknikleri ortaya konulmuştur.
Öğrenme tekniklerini ortaya koyan uzmanlar, bir öğrencinin gördüğü şeylerin bir kısmını, duyduğu şeylerin bir kısmını, hem duyup hem de gördükleri şeylerin ise daha büyük bir kısmını kavradığını ifade etmişlerdir. Bu da öğretmen merkezli ifadenin sorgulanması gerektiğini ortaya koymuştur.
Öğretmen merkezli eğitimde öğretmen konuya hakim olmak zorundadır ve anlatan kişi rolünü üstlenmektedir. Öğrenciler ise öğretmenin anlattıklarının bir kısmını öğrenmekte, bu öğrendikleri bilginin büyük kısmını ise kısa bir zaman diliminde unutmaktadırlar.
Modern eğitim uzmanları öğretmenlik ifadesine son verecek ifadeleri kullanmışlar ve demişlerdir ki: "öğretmen ifadesi artık geçmişte kaldı, artık eğitimci ifadesini kullanmalıyız. Eğitimciler öğreten kişiler olmamalı, sadece rehberlik yapmalıdırlar. Yani öğrenciye balık vermek yerine balık tutmayı öğretmelidirler."
Başarı odaklı olan bu yöntem ile konusunu hazırlayan öğrenci derse hazırlıklı gelmekte, derste aktif rol almakta ve bu esnada öğretmen sadece rehberlik yapmaktadır. Öğrencinin ders içerisinde aktif olarak derse katılımı sırasında söyleyeceği yanlış bilgiyi düzeltme görevi öğretmene düşmekte, öğrenciler ise adeta bir dikte çalışması gibi olan bu yöntem ile bilgilerini uzun süreler muhafaza edebilmektedir. Bu yöntem ile ders esnasında girmiş olduğu beyin fırtınaları sayesinde aktif düşünce yapısı gelişmekte, bu da üreten bireylerin oluşmasını sağlamaktadır.
Öğrenci merkezli eğimde değişik taktikler uygulanabilir, ama bu taktiklerin içerisinde en güzel olanı kubaşık öğrenme yöntemidir. Öğrenciler yine derse hazırlanmakta, ama bu hazırlık sürecinde gruplar halinde ve birbirleriyle yardımlaşarak hazırlıklarını yapmaktadırlar. Derse katılan öğrenciler hazırlamış oldukları sunuları sınıflarındaki arkadaşlarına sunmakta, bu esnada sınıf içerisinde olan diğer arkadaşları ile beyin fırtınasına girmektedirler. Öğretmen ise sadece rehberlik yapmakta, ancak kazanım çok büyük olmaktadır.
Öğrenci merkezli eğimde daha bir çok taktik kullanılabilinir. Önemli olan ise öğrencilerin özgüvenlerini sarsmadan yetişmelerini sağlamaktır. Sağlam düşünceler için sağlam bilgi birikimi gerekmektedir. Bunun içinde ezberleyen değil, öğrenen bireylerin yetiştirilmesi gerekmektedir.
Sizler şu an belki öğrencisiniz, belki bir yetişkin... ama unutmamalı, hiçbir şey için geç kalınmış değildir. Sadece görerek değil, sadece duyarak değil aktif olarak bilgi birikimlerini edinirseniz başarılı olmamanız için bir neden olmadığını görürsünüz.
Başarılı bir ömür yaşamanız temennisiyle...

LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [2/47] Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki