PERFORMANS ÖDEVLERİ Yazıları - Lütfi Şahin ve Edebiyat
EtiketŞu anda PERFORMANS ÖDEVLERİ konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 1 içerik bulunuyor.
"Performans ödevleri mühendisliğe atılan ilk adımlardır... Proje ödevleri ise mucitliğe atılan ilk adımlardır."
Lütfi ŞAHİN
Yukarıdaki tanımlamam sizlere muhtemelen garip gelmiştir. Yerinde ve şartlara uygun olarak yapıldığı takdirde yukarıdaki tanımlamam gerçektir ve geçerliliği mantık ifadesi çerçevesinde mümkündür.
Öğrencilerin performans değerlendirmesi yapılırken verilen ödev yazılı ifadeler bütünüdür; bu şu anki durum için geçerlidir. Ama performansın asıl amacı, öğrencinin gelişim düzeyine uygun çalışmaları yerine getirmesidir. Bu amaç itibarı ile öğrencinin psikomotor gelişimine uygun olarak ilk kademede somut ve üç boyutlu uygulanırken, ikinci kademede sözel ve yazılı olarak uygulanmaktadır.
Verilen basit bir performans ödevini ele aldığınızda, bir çok öğretmenin yazılı uygulama ile yaptırdığını görürsünüz. Ya da internete bağlı kalınarak yapılan performans ödevleri ile tasarımdan yoksun öğrencilere doğru adım adım gitme çabasına girmekteyiz. Örneğin atom modelini illa kartona çizdirmenin bir mantığı yoktur ve illa da hidrojen atomunu çiz demenin de... Bırakın buna çocuk karar versin... İster toryumu ister klorürü... İlla kartona çizmesi şart mı? Bırakın buna da o karar versin... Bilyeleri birleştirerek yapacağı atom modelinin öğretmene de öğrenciye de zararı olmayacaktır. Ya da bir mıknatıs kullanarak oluşturacağı metalik modelinde kimseye zararı olmayacaktır. İlla hidrojen mi? Bırakın uranyumu yapsın, bırakın argonu... Kendi oluşturacağı tasarımını öğretmenine anlatsın, böylece mühendislik yolunda ilk adımlarını atsın...
Şu an verilen ödevlerin tasarıma uygun olması, gelecek için mükemmel mantık seviyesine ulaşmış nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğu bir gerçektir. Bildiğiniz üzere bir mühendis yeni bir fikir ortaya koymaz, ancak olan ifadeleri uygun tarzda bir araya getirir. Örneğin, çizimi olan ses sistemi, çizimi olan görüntü sistemi, çizimi olan integral ve türev devreleri, çizimi olan tuner devreleri... Bu ifadeleri mühendisler bir araya getirerek bir televizyonu oluşturabilirler. Ama bütün bu ifadeler, daha önce mucitler tarafından bulunmuştur. Mühendisler ise bu ifadeleri uygun bir şekilde ve en verimli olacak elemanlar şeklinde bir araya getirirler... Tabi bu bahsettiğim elektronik mühendisliği ifadesi için geçerlidir. Bu mühendisliğin yanında inşaat mühendisliğini, çevre mühendisliğini, gıda mühendisliğini... Bu ifadelerin hepsi de mantıksal gelişimini iyi tamamlamış insanlar grubudur. Çoklu zeka modellemesinden genellikle biri ya da bir kaçı çok iyi gelişmiştir.
Kalite seviyesi yüksek mühendisleri geliştirebilmemiz, öğrencilere yaşa uygun tasarımlar yaptırmamız ile mümkündür. Bu hangi ders olursa olsun geçerlidir. İster sözel, isterse sayısal olsun...
Çoklu zeka modellemesinin biri ya da bir kaçı gelişmiş olanlar ya mühendis ya yazar ya da mantıksal işlev gerektiren bir konuda uzmanlaşmaktadır. Ancak hepsi gelişen ise olayları daha kapsamlı analiz etmeyi başarmaktadır. Siz metodik yöntemle geliştireceğiniz öğrenciye; "evladım sağ kulağını gösterir misin?" dediğiniz zaman, o doğrudan sağ eli ile sağ kulağını gösterecektir. Ancak çoklu zekalarının tamamını geliştirmeyi başarmış bir insan sağ kulağını on farklı şekilde gösterebilecektir, hatta ilk gösterme modeli belki de sağ eli ile olmayacaktır. İşte, tahmin edeceğiniz üzere mucitlik ifadesi çerçevesinde ele alacağımız bu insanlar yukarıdaki çizim ifadesindeki ses sistemlerini çizmişlerdir, görüntü sistemlerini çizmişlerdir, türev ve integral devrelerini çizmişlerdir, tuner devrelerini çizmişlerdir ve sonunda mühendislerde bunları bir araya getirmişlerdir. On defa aynı televizyonun yeniden yapmamışlar, aksine yeni çizimler ve tasarımlar yapılmıştır. Hani bir söz vardır; "Amerika'yı yeniden keşfetmemeli..." Ama bizler eğitimciler olarak çoklu zeka modellemesine uygun tarzda proje ödevleri vermezsek, maalesef yetişen yeni nesil defalarca Amerika'yı yeniden keşfedecektir. Öğrencilere proje ödevi verilirken, diğer derslerle örüntü kurabilsin ve yeni bir şeyler ortaya koyabilsin. Yoksa tamamen formalite diye proje verilmemelidir. Proje ifadesinin karşılığı da zaten yeni tasarım, yeni üretim gibi şeylerin çağrışımıdır. Yoksa öğrencinin internet ortamından getirip öğretmeninin önüne koyacağı yazı, onun bir şeyleri ortaya koymasına zemin hazırlamayacaktır. Bu açıdan ele alındığında ben beyin fırtınası ifadesini çok beğenmekteyim, hem kubaşık öğrenme teknikleri de burada geçmektedir. Öğrenciler yeni tasarımlarını grup halinde hazırladıkları zaman sadece tekli model değil, bütün zeka ifadelerinin gelişim oranı belli ölçüde kıvama gelecektir. Aynı zamanda çocuklarda empati duyguları gelişecektir...

LÜTFİ ŞAHİN