BİYOLOJİ MAKALELERİ Kategorisi - Lütfi Şahin ve Edebiyat
KategoriŞu anda BİYOLOJİ MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 26 içerik bulunuyor.
22/06/2013 2:20
İnsan nüfusunun artması ile beraber hem hastalıklar artmış ve hem de değişik türde gıdalara olan ihtiyaç artmıştır. Hastalıkları araştıran bilim insanlarının yanı sıra değişik türde gıdaları nasıl meydana getirebileceklerini araştıran bilim insanları da olmuştur.
Yıllar içerisinde binlerce insanın ölümüne neden olan veba, kolera gibi hastalıkların oluşması bilim insanlarının daha çok çalışmalarına neden olmuştur. Büyük bir bilim insanı olan Akşemsettin hastalıklara neden olan şeylerin gözle görülemeyecek kadar küçük canlılar olduğunu ifade etmesi kayda değerdir.
Daha ileriki yıllarda mikroskop denilen ve küçük canlıların görülmesini sağlayan aletin yapılması ile beraber, hastalıklara neden olan canlılarında gözle görülemeyecek kadar küçük varlıklar olduğu ifade edilmiştir.
Hastalıklara neden olan bu varlıklar bilimin ilerlemesi ile beraber adlandırılmıştır. Bazı tip hastalıklara neden olan varlıklara da bakteri adı verilmiştir. Bakterilerin bazıları canlılarda hastalıklara neden olmakta ve gözle de görülememektedir.
Bilim insanları bakterilerin sadece hastalık oluşturmadıklarını, bazı bakterilerin ise zarar vermeyip, aksine faydalı olduklarını tespit etmişlerdir. Bu besinlerden birisi olarak yoğurt verilmiştir. Sütün içerisine konulacak bir miktar yoğurdun o sütü de yoğurt haline getirdiği görülmüştür. Çalışmalar yapan bilim insanları buna neden olan şeyin yoğurdun içerisinde olan bir bakteri olduğunu göstermiştir. Bu bakterinin olduğu yoğurttan bir miktarı sütün içerisine konulduğu zaman, yoğurdun içerisindeki bakteriler çoğalıp, sütü de yoğurt haline getirmektedir.
Bakterilerin zararlı olanları olduğu gibi faydalı olanları da vardır. Bu da bize son derece dengeli bir yaşam tarzı olarak sunulmuştur.

LÜTFİ ŞAHİN

30/07/2014 2:43
Canlılar ve canlıların sistematiği ile uğraşan bilim dalına biyoloji adı verilmektedir.Biyoloji canlılarla ve canlıların özellikleri ile ilgili konulara eğildiği gibi onların taksonomik sınıflandırmaları ile de uğraşmaktadır.Taksonomik adını veriyorum,çünkü bu sınıflandırma basit düzeyde olmayıp,canlıların bütün özellikleri sınıflandırma içerisinde kullanılmaktadır.

Biyoloji kelimesi,bios ve logi kelimelerinin bir araya gelmesi sonucu oluşup,canlı bilimi manasına gelmektedir.Canlıları işleyen biyoloji bilimi kendi içerisinde bir çok alt bölüme ayrılmaktadır.Bunların bazıları şöyledir;botanik-bitkiler ile uğraşır,zooloji-hayvanlar ile uğraşır,farmakoloji-ilaç bilimi,fizyoloji-canlıların sıvılar bütünü ile uğraşır,biyokimya-canlıların moleküler yapısı ile uğraşır,genetik-canlıların genleri ile uğraşır…Daha bu sınıflandırmayı yüzler ve binler ile ifade etmek mümkündür…

Ben burada mikrobiyoloji adı verilen ve mikroorganizmalar ile uğraşan bilim dalının bir alt uğraşı olan bakteriler üzerine yoğunlaşmak istiyorum.Gözle görülemeyen bakteriler,canlıların sınıflandırılmasında ve canlıların yaşam tarzlarında önemli role sahip birer etken canlı gruplarıdır.

Bakterilerin bir tip sınıflandırılmasında faydalı olanlar ,zararlı olanlar ve herhangi bir etkisi olmayanlar diye sınıflandırılabilir.Lactobacillus bulgaricus gibi yoğurdun oluşmasını sağlayan faydalı bakteriler yanında,clostridium perfringes gibi gazlı kangrene neden olan zararlı bakterilerde mevcuttur.Birde bulunduğu yere göre faydası yada zararı olmayan eshrechia sp türleri vardır.Bunların bazı sujlarının ne faydası ve nede zararı vardır.

Bakteriler biçimlerine göre ise 4 sınıfa ayrılmaktadır.Bunlar koklar,basiller,vibriolar ve spiraller şeklindedir.Bunların içerisinde koklarda kendi arasında üçe ayrılmaktadır.Tek tek bulunanlar(monokoklar),ikişer gruplar halinde bulunanlar(dikoklar) ve çoğu bir grup oluşturarak bulunanlar(streptokoklar) şeklinde bir sınıflandırma yapılabilmektedir.

Bakteriler solunum durumlarına göre ise 4 grupta incelenebilir…Bunlar zorunlu aerob,zorunlu anaerob,fakultatif anaeroblar ve aerotoleran anaeroblardır.Bunların bir kısmı sadece oksijenli ortamda,bir kısmı sadece oksijensiz ortamda ,bir kısmı her iki ortamda bir kısmı ise belli oranda oksijenli ortamda yaşayabilmektedir.

Bakteriler yapılarındaki duvara görede ikiye ayrılmaktadır.Bunlar ise gram negatif bakteriler ve gram pozitif bakteriler diye sınıflandırma oluşturulmasına neden olmaktadır.Bu sınıflanırmaya ise duvarın yapısında bulunan peptidoglikana bağlı olarak gidilmektedir.Gram pozitiflerde bu kısım kalın,gram negatiflerde incedir.

Ancak bakteriler bu kadar kısa biçimde anlatılamaz,konu ile ilgili milyonlarca makalenin olduğu göz önüne alınırsa, benim deryaya bir damla bıraktığım açığa çıkar…


LÜTFİ ŞAHİN

Gözle görebildiği ile yaşamını sürdüren insanoğlu, beslenme ve diğer bir takım ihtiyaçları için canlılardan istifade etmiştir. Varlıkların sadece gözle görülenler ile sınırlı olduğu neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır.

Yanlışlığı, binlerce yıl içerisinde ortaya çıkmamış olan bu ifadeler zincirinin düzeltilme aşamasında bir çok bilgin rol oynamıştır. Zaman içerisinde hastalıklarla boğuşan insanoğlu, yanlış ifadeler neticesinde salgınların önüne geçememiş ve bu olaylar sonucu milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir.

Akşemseddin'in mikrop kavramını ortaya koyması, İbni Sina'nın Kanun ve Şifa adlı eserlerinde gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardan bahsi; Avrupalıların yüzlerce yıl önünde seyreden olaylar dizesinden birkaç örnekten bir kısmıdır.

Louis Pasteur adlı bilginin mikroorganizmalardan bahsedip kuduz aşısını bulması, mikroskobun keşfi ile hücre kavramının tanımlanması; insanoğlunun son dönemleri içerisinde ifade edilmiş kavram hazinelerinden bir kaçıdır...

Elektron mikroskobunun keşfi ile beraber, bu kavramlar daha da nicel verilere dönüşmüş ve hücre denilen ifadenin hiç zannedildiği gibi basit bir kavram olmadığı ortaya konulmuştur. Hücrenin başlı başına bir fabrikasyon örneği oluşturduğu daha ince detayları ile açıklık kazanmış ve insanoğlu yanlış olan hipotezlerinden daha kolay kurtulmaya başlamıştır. Doğrular, doğruları doğurmuş ve bakteriler ile virüslerin gizemli dünyası da bu doğruların içerisinde yerlerini almışlardır.

Bakteriler ile uğraşan bilginler, antibiyotik denilen ilaçları bulmuşlar ve bu ilaçların keşfi ile beraber bir çok hastalıkta önlenmeye başlanmıştır. Yalnız bu ilaçların, zaman içerisinde etkinlikleri kaybetmeleri; tıbbi farmakoloklar tarafından endişe ile takip edilmiş ve olayın nedenleri araştırılmıştır. Bu olayların nedenlerinden iki tanesinin adı da bulunmuş ve bunlara "transdüksiyon ve transformasyon" adları verilmiştir. İki olayda birbirinden farklı olsa da sonuç itibari ile benzer ifadelerin oluşmasını sağlamaktadır.

Bunlardan ilki olan trandüksiyon ifadesinde bakterinin genetiği değişmekte ve bu değişikliğe bir tür virüs olan ve adına bakteriofaj denilen fajlar neden olmaktadır. Bu fajlar, önceden girmiş oldukları konak hücrenin DNA parçalarını yeni bakteriye taşımakta ve onunla replike olmaktadır. Eğer faj sadece konak hücrenin genetiğini taşıyorsa bu olay genel transdüksiyon; konak hücrenin genetiği ile beraber kendi genetiğini de taşıyorsa buna da özelleşmiş trasdüksiyon adı verilmektedir.

Transdüksiyon olayına benzer bir olayda trasformasyon adı verilen olaydır. Bu ifade de ise fark, bir faj ile genetik metaryel taşınmayıp doğrudan bakerinin içine geçiş söz konusudur. Genetik meteryal doğrudan bakterinin içine geçmekte ve bu olay nadir görülmektedir. Transformasyon olayı kalsiyum klorür veya sıcaklık olayı ile suni olarakta oluşturulabilmektedir...

LÜTFİ ŞAHİN

08/07/2014 4:27
Açılmış hali canlı bilimi olan biyoloji bilimi iki ayrı Latince kelimenin birleşmesi sonucu oluşmuştur. Biyo; canlı ve logo; bilim ve bu iki Latince kelimenin birleşmesi sonucu canlı bilimi manasına gelen biyoloji terimi doğmuştur.

Nedir biyoloji? Bu soru hepimizin okul hayatları boyunca veya hayatımızın diğer zamanlarında karşımıza çıkmıştır. Canlıların iç yapısından tutunda canlıların birbiri ile olan ilişkilerine kadar bir çok konuyu inceleme sahası içerisine almış olan biyolojinin en temel uğraş alanını ise hücre oluşturmaktadır…

Hücre, yani canlının en küçük yapıtaşı olan en küçük canlılık birimine verilen addır. Virüslerde biyolojinin inceleme sahasına girmekte, ancak gerçek bir hücre organizasyonu göstermemektedir. Diğer hücrelerin içerisine girdiğinde canlı, dış ortamda kristalize yapıda olan virüslerin en büyüklerinden birisi poks virüsleri olup, binlerce tip virüs tiplemesi ile poks virüsü bunlardan sadece birisini oluşturmaktadır.

Peki biyolojinin alt dalları var mıdır? Belki bu soru yazının başlığını okuduğunuz anda aklınızdan geçmiş olabilir. Biyoloji içerisinde ele alınan alt dallar içerisinde taksonomi, fizyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, genetik söylenebilir. Ama alt dallar sadece bunlar olmayıp daha onlarca alt bölüm ifade edilebilir.

Bu alt dallardan taksonomi canlıların hem kendileri ve hem de çevreleri olan ilişkilerini ele alıp canlıların sınıflandırılmasını sağlayan bir alt bilimdir. Bu sınıflandırmayı yaparken değişik birim adlarını kullanır. Bunların en büyüğü alem olup daha alt birimlere doğru ayrılır. Birbirine benzer canlılar aynı gruplar içerinse konularak sınıflandırma yapılır. Sonuç olarak büyük bir sistemli çalışmayı gerektirdiği görülür.

Fizyoloji alt dalı ise canlıların daha çok moleküler düzeyde olan yapıları ile bu moleküllerin salgılanması ve düzenlenmesi ile ilgili olan incelemeleri gerçekleştirir. Bu çalışmalar ister bitkilerde isterse hayvanlarda olsun büyük bir emeği ve sabrı gerektiren çalışmaları bünyesinde barındırır.

Biyokimya alt bilim dalı ise canlıların kimyasını ele alan bir bilim dalı olup,organizmalar arası etkileşimlerde çok büyük önem kazanmaktadır. Biyokimyasal çalışmalar içerisinde çokça deney ve formül ile ifade etme yerini almıştır.

Mikrobiyoloji ise patojen yaşayan yada yaşamak için bir canlıya ihtiyaç duyan canlıların dünyasını ele alan bir alt bilim dalıdır. Bu canlılar içerisinde bakteriler, mantarlar, virüsler, parazitler gibileri söylenebilir.

Genetik ise 20. yy içerisinde ele alınmaya başlanmış ve temellerinin Mendel tarafından atıldığı ifade edilebilen bir alt bilim dalıdır. Daha çok canlıların özelliklerinin aktarımı ve meydana gelen değişiklikleri ele alır.

Biyoloji bilimi bu incelemeleri yaparken diğer bilimlerden de istifade etmektedir. Tüm bu yapılan çalışmalar ise insanlığın daha rahat etmesi içindir…

LÜTFİ ŞAHİN

Canlılar arasındaki iletişimleri inceleyen insanlar, büyük bir uyumun var olduğunu görmüştür. Bu uyum hem canlıların kendi arasında ve hem de canlının birey bazında gerçekleşmektedir.
Ekosistem incelendiği zaman canlıların kendi besinlerini üreten bitkilerden kaynak alıp beslendikleri ve büyük bir beslenme döngüsü oluşturdukları görülmüştür. Bitkilerden beslenen canlıları diğer etcil canlılar yemekte ve bu etcil canlılarda bir başka canlı grubunun besinini teşkil etmektedir. Sonunda ölen canlıları da ayrıştırıcı bakteriler parçalamaktadır.
Canlılar gerek beslenme işlemlerinin sonucunda ve gerekse metabolik faaliyetlerinin sonucunda artık maddeler üretmektedirler. Bu artık maddelerin boşaltımının yapılması ise homeostatik denge açısından önem arz etmektedir.
Genellikle zehirli bir etkiye sahip bu boşaltım ürünleri, canlılarda bulunan boşaltım sistemleri vasıtasıyla dışarıya atılmaktadır. Bitkilerde özelleşmiş bir boşaltım sistemi bulunmamaktadır. Bitkilerin boşaltımda kullandığı stomalar gündüzleri oksijeni ve geceleri ise karbondioksiti dışarı atmaktadırlar. Aynı zamanda stomalar suyu gece ve gündüz atmaktadır. Lentisellerde su ve karbondioksit atımında aracılık eder. Hidatodlar su ve mineral maddelerin atımında önemli role sahiptirler. Yaprak ve meyve dökümü ile de organik ve inorganik madde atımı gerçekleşmektedir.
Tek hücrelilerde ise amonyak tüm yüzeyden difüzyonla ya da aktif taşıma ile atılır. Su ve karbondioksit tüm yüzeyden difüzyon ile atılır.
Omurgasız hayvanlardan olan sünger ve sölenterelerde amonyak tüm yüzeyden difüzyon ile ya da aktif taşıma ile atılır. Karbondioksit ve su tüm yüzeyden difüzyon vasıtasıyla atılır.
Hidrada ise bütün artıklar vücut boşluğuna ve oradan dışarı atılır.
Yassı solucanlarda amonyak tüm yüzeyden difüzyonla ya da aktif taşıma ile atılır. Karbondioksit tüm yüzeyden difüzyon aracılığıyla atılır. Su ise alev hücreleri vasıtasıyla atılır.
Halkalı solucanlarda karbondioksit tüm yüzeyden difüzyon aracılığı ile atılır. Su ve amonyak ise nefridiumlar vasıtasıyla atılır.
Görüldüğü gibi omurgasız hayvanlarda artık ürün olarak amonyak atılmaktadır. Gelişmiş canlılar olan omurgalılarda ise üre ve ürik asit artık madde olarak atılmaktadır. Bunlardan üre çok zehirli olup su ile atılması gerekir. Memelilerde görülen artık maddelerdendir. Ürik asit ise az zehirli olup az su gerektirir. Kuşlarda görülen artık maddelere örnektir.
Omurgalılarda boşaltım sisteminde böbrekler görev alır. Böbreklerin yanı sıra üreter, idrar kesesi ve üretrada boşaltımda görev yapar.
Omurgalılarda üç tip böbrek görülür. Bunlardan birinci tip olan Pronefroz Böbrek tipi balık ve kurbağaların embriyolarında görülür. Glomerulus mevcuttur. Kirpikli huni ve boşaltım kanalcığı vardır.
İkinci tip böbrek şekli olan Mezonefroz Böbrek tipi ise balık ve kurbağaların erginleri ile sürüngen, kuş ve memelilerin embriyolarında görülür. Glomerulus, bovvman kapsülü ve boşaltım kanalcığı mevcuttur.
Üçüncü tip olan Metanefroz Böbrek tipi ise sürüngen, kuş ve memelilerin erginlerinde görülür. Glomerulus, bovvman kapsülü, boşaltım kanalcığı ve henle kulpu bulunmaktadır.
Omurgalılarda akciğerler karbondioksiti atar. Safra kesesi ile safra tuzları atılır. Ter vasıtasıyla su atılır.
Omurgalılarda böbreklerden süzülen artık maddeler üreterler vasıtasıyla idrar kesesine gelirler. Burada bir miktar bekledikten sonra üretra aracılığıyla dışarı atılırlar.

LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [1/6] 1 2 3 4 5 Sonraki