EĞİTİM MAKALELERİ Kategorisi - Sayfa 3 - Lütfi Şahin ve Edebiyat
KategoriŞu anda EĞİTİM MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 15 içerik bulunuyor.
03/07/2013 2:37
"Normal bireyler hem su getiren ve hem de su götüren nehirleri olan göllere benzerler. Otistik bireyler ise hiçbir şekilde nehiri olmayan göllere benzer." (Lütfi ŞAHİN)
Kişisel gelişimi bakımından herhangi bir sorun taşımayan bireyler, engelli insanlara karşı gerekli saygıyı duyacaktır...ancak kişiliğinde sorunlar bulunan bireyler, engelli insanlara karşı gerekli saygıyı duymayacaktır.
Bireylerin bilmem ne mahkemelerinde engelli insanlar hakkında alınmış kararlara karşı zorunlu saygıdan daha çok vicdanında taşıyacağı insani değerler doğrultusunda saygı duyması, hem benim ve hem de benim gibi düşünecek büyük bir kesimin hem fikridir.
Bu engelli bireyler içerisinde yer alan bir gruba da "otistik bireyler" adını veriyoruz. Bu bireyler çocukluk çağlarından itibaren kendilerini belli etmektedirler. Yukarıdaki ifademden de anlaşılacağı üzere, bu bireyler hem sosyal yönden ve hem de duygusal yönden dış dünya'ya kapalıdır. Gelişimleri bakımından zayıf olan bu bireylerin, dil gelişimleri de düşük seviyede kalmaktadır.
Genel ifadeler içerisinde otistik bireyler, yaşamlarının çocukluk evrelerinde kendilerini belli etmektedir. Bu daha çok ilk 36 aylık süreyi kapsamaktadır.
Sosyal oyunlara ilgi duymayan bu bireyler, belli hareketleri sürekli olarak tekrar etmektedirler. Bu hareketler içerisinde kendi etrafında dönme, kafasını vurma gibi ifadeler ya da benzer hareketler olabilmektedir. Ortak çaba gerektirmeyen oyunlarda başarılı olabilirler. Psikomotor gelişimleri yaşa uygun olmayan bu bireyler yüzme gibi, bisiklete binme gibi koordineli çalışmaları genellikle yapamamaktadırlar.
Genel olarak dört tipte otizm görülmektedir. Bunlar:
-Otistik bozukluk
-Asperger sendromu
-Rett sendromu
-Başka şekilde adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk
Ne şekilde olursa olsun bu bireylerin erken tanıları önemlidir. Tam olarak çözümü olmayan bu rahatsızlıkta eğitimin önemi büyüktür. Erken bir yaşta bu bireyler tespit edilecek olursa, verilecek eğitim ile kendilerine yetebilen bireyler haline gelmeleri sağlanmaya çalışılır.
Otizm zannedildiği gibi ruh ile ilgili bir rahatsızlık değildir, nörolojik bir rahatsızlıktır. Bu bireyler ve diğer engelli bireylerin tümü saygıyı ve sevgiyi hak etmektedir, bu bireylere karşı daha dikkatli davranılması gerekmektedir.
Otizmde ilaçla tedavi şu an için mümkün görünmemektedir. Sadece otizme eşlik eden diğer rahatsızlıklar için ilaçlı tedavi ile destek verme vardır, ancak her ne şekilde olursa olsun, uzman bir hekimden ve uzman bir eğitimciden bilgi alınması ve uygun yöntem ve tekniğin bu şekilde uygulanması, otistik bireyin geleceği için çok önemlidir.

LÜTFİ ŞAHİN

"Performans ödevleri mühendisliğe atılan ilk adımlardır... Proje ödevleri ise mucitliğe atılan ilk adımlardır."
Lütfi ŞAHİN
Yukarıdaki tanımlamam sizlere muhtemelen garip gelmiştir. Yerinde ve şartlara uygun olarak yapıldığı takdirde yukarıdaki tanımlamam gerçektir ve geçerliliği mantık ifadesi çerçevesinde mümkündür.
Öğrencilerin performans değerlendirmesi yapılırken verilen ödev yazılı ifadeler bütünüdür; bu şu anki durum için geçerlidir. Ama performansın asıl amacı, öğrencinin gelişim düzeyine uygun çalışmaları yerine getirmesidir. Bu amaç itibarı ile öğrencinin psikomotor gelişimine uygun olarak ilk kademede somut ve üç boyutlu uygulanırken, ikinci kademede sözel ve yazılı olarak uygulanmaktadır.
Verilen basit bir performans ödevini ele aldığınızda, bir çok öğretmenin yazılı uygulama ile yaptırdığını görürsünüz. Ya da internete bağlı kalınarak yapılan performans ödevleri ile tasarımdan yoksun öğrencilere doğru adım adım gitme çabasına girmekteyiz. Örneğin atom modelini illa kartona çizdirmenin bir mantığı yoktur ve illa da hidrojen atomunu çiz demenin de... Bırakın buna çocuk karar versin... İster toryumu ister klorürü... İlla kartona çizmesi şart mı? Bırakın buna da o karar versin... Bilyeleri birleştirerek yapacağı atom modelinin öğretmene de öğrenciye de zararı olmayacaktır. Ya da bir mıknatıs kullanarak oluşturacağı metalik modelinde kimseye zararı olmayacaktır. İlla hidrojen mi? Bırakın uranyumu yapsın, bırakın argonu... Kendi oluşturacağı tasarımını öğretmenine anlatsın, böylece mühendislik yolunda ilk adımlarını atsın...
Şu an verilen ödevlerin tasarıma uygun olması, gelecek için mükemmel mantık seviyesine ulaşmış nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğu bir gerçektir. Bildiğiniz üzere bir mühendis yeni bir fikir ortaya koymaz, ancak olan ifadeleri uygun tarzda bir araya getirir. Örneğin, çizimi olan ses sistemi, çizimi olan görüntü sistemi, çizimi olan integral ve türev devreleri, çizimi olan tuner devreleri... Bu ifadeleri mühendisler bir araya getirerek bir televizyonu oluşturabilirler. Ama bütün bu ifadeler, daha önce mucitler tarafından bulunmuştur. Mühendisler ise bu ifadeleri uygun bir şekilde ve en verimli olacak elemanlar şeklinde bir araya getirirler... Tabi bu bahsettiğim elektronik mühendisliği ifadesi için geçerlidir. Bu mühendisliğin yanında inşaat mühendisliğini, çevre mühendisliğini, gıda mühendisliğini... Bu ifadelerin hepsi de mantıksal gelişimini iyi tamamlamış insanlar grubudur. Çoklu zeka modellemesinden genellikle biri ya da bir kaçı çok iyi gelişmiştir.
Kalite seviyesi yüksek mühendisleri geliştirebilmemiz, öğrencilere yaşa uygun tasarımlar yaptırmamız ile mümkündür. Bu hangi ders olursa olsun geçerlidir. İster sözel, isterse sayısal olsun...
Çoklu zeka modellemesinin biri ya da bir kaçı gelişmiş olanlar ya mühendis ya yazar ya da mantıksal işlev gerektiren bir konuda uzmanlaşmaktadır. Ancak hepsi gelişen ise olayları daha kapsamlı analiz etmeyi başarmaktadır. Siz metodik yöntemle geliştireceğiniz öğrenciye; "evladım sağ kulağını gösterir misin?" dediğiniz zaman, o doğrudan sağ eli ile sağ kulağını gösterecektir. Ancak çoklu zekalarının tamamını geliştirmeyi başarmış bir insan sağ kulağını on farklı şekilde gösterebilecektir, hatta ilk gösterme modeli belki de sağ eli ile olmayacaktır. İşte, tahmin edeceğiniz üzere mucitlik ifadesi çerçevesinde ele alacağımız bu insanlar yukarıdaki çizim ifadesindeki ses sistemlerini çizmişlerdir, görüntü sistemlerini çizmişlerdir, türev ve integral devrelerini çizmişlerdir, tuner devrelerini çizmişlerdir ve sonunda mühendislerde bunları bir araya getirmişlerdir. On defa aynı televizyonun yeniden yapmamışlar, aksine yeni çizimler ve tasarımlar yapılmıştır. Hani bir söz vardır; "Amerika'yı yeniden keşfetmemeli..." Ama bizler eğitimciler olarak çoklu zeka modellemesine uygun tarzda proje ödevleri vermezsek, maalesef yetişen yeni nesil defalarca Amerika'yı yeniden keşfedecektir. Öğrencilere proje ödevi verilirken, diğer derslerle örüntü kurabilsin ve yeni bir şeyler ortaya koyabilsin. Yoksa tamamen formalite diye proje verilmemelidir. Proje ifadesinin karşılığı da zaten yeni tasarım, yeni üretim gibi şeylerin çağrışımıdır. Yoksa öğrencinin internet ortamından getirip öğretmeninin önüne koyacağı yazı, onun bir şeyleri ortaya koymasına zemin hazırlamayacaktır. Bu açıdan ele alındığında ben beyin fırtınası ifadesini çok beğenmekteyim, hem kubaşık öğrenme teknikleri de burada geçmektedir. Öğrenciler yeni tasarımlarını grup halinde hazırladıkları zaman sadece tekli model değil, bütün zeka ifadelerinin gelişim oranı belli ölçüde kıvama gelecektir. Aynı zamanda çocuklarda empati duyguları gelişecektir...

LÜTFİ ŞAHİN

"Sevginin olduğu yerde saygı vardır. Saygının olduğu yerde ise insan vardır." (Lütfi ŞAHİN)
Tarih içerisindeki toplumsal gelişim süreci incelendiği zaman insanoğlunun önceleri daha çok vahşi hayvanlardan korunmak için bir arada olduğu ortaya çıkmaktadır. Ancak insanların vakit geçirmek için fazla bir alternatifleri olmadığı için bu birliktelik daha sıkı zeminler üzerine oturmuştu.
Yüz yıllar geçmiş ve insanlar artık sosyal aktivite ya da hayvanlardan korunmak için değil, şahsi menfaatlerinin daha uygun bir şekilde sağlanması için beraber olmaya başlamıştır. Terziler kıyafet dikmekte, öğretmenler çocukları eğitmekte, mühendisler yeni projeler üzerinde çalışmakta... Komşuluk ilişkilerinin ve sosyal birlikteliğin gün ve gün azaldığı ortaya çıkmıştır. Artık günümüzde insanlar apartmanlarında oturan komşularını bile tanımamaktadır. Bundan fazla değil, yirmi yıl önce bile insanlar tüm mahallesindeki bireyleri tanımakta idi ve birbirlerini ziyaret etmekteydi.
Bu ifadeler eğitimcilerinde dikkatini çekmiş ve "nerede yanlış yapılıyor?" soru ifadesini sormuşlardır. Toplumun dinamikleri zarar görmüş ve dayanışma, yardımlaşma, komşuluk ilişkileri gibi tüm mefhumlar neredeyse ortadan kalkacak hale gelmiştir.
Eğitimciler, eğitim modellemesinde işbirliğine dayalı yöntemler geliştirmiş ve buna da "kubaşık öğrenme teknikleri" adı verilmiştir. Kubaşık öğrenme tekniklerinde öğrenciler 4 ya da daha fazla kişiden oluşacak şekilde gruplara ayrılmakta ve birlikte çalışma neticesinde yeni ürünler ortaya koyabilmektedirler. Başarının sağlanması içinde öğrencilerin birbirleriyle dayanşma içerisinde olması gerekmektedir. Bu da öğrenci de empati duygusunun ve buna bağlı olarak saygı bilincinin oluşmasına neden olmaktadır.
Bir elektronik mühendisi ve ekibinden örneklendirme yapmak istiyorum. Bu elektronik mühendisi ve ekibi normal bir eğimden ve özellikle de öğretmen merkezli bir eğitimden geçmiş olsun. "Öğretmen ne derse odur..." mantığı ile yetişmiş olan bu mühendiste çizimini yapmış olduğu bir televizyon için "tamamen benim eserim" ifadesini kullanmaktan kaçınmayacaktır. Bu fabrikada çalışan ekip içerisindeki teknikerlerde aynı ifadeyi kullanmaktan kaçınmayacaklardır. Bu fabrikada çalışan işçilerde mühendis ve teknikerler için "onlar hep oturdu, bu televizyon bizim eserimiz" ifadesini kullanmaktan kaçınmayacaklardır. Birbirlerine karşı son derece resmi ve iş arkadaşı prensibi ile yaklaşacaklardır.
Bu elektronik mühendisi ve ekibi eğer ki yardımlaşma ve empati duygularının yoğun yaşandığı kubaşık öğrenme teknikleri ile yetiştirilmiş olsalardı, durum farklı olacaktı. Hepsi de bir ekip olduklarının bilincine varacaklardı. Birbirlerine karşı sevgi ve saygı ile yaklaşacaklardı. Bir tekniker mühendisin evine misafirliğe gidebildiği gibi, mühendiste bir işçinin evine misafirliğe gidecekti. Böyle olunca da toplum sadece mantıksal veriler ışığı altında zorunlu birliktelik yeri değilde, insani duyguların da yoğun olarak yaşandığı bir aile haline gelecektir.
Daniel Goleman, bu ifadenin karşılığı olan empatiyi ve duygusal birlikteliği ele almıştır. Yazmış olduğu "duygusal zeka" adlı eseri ile başarının daha çok mantıksal zeka yerine duygusal zeka ile gerçekleştiğini ifade etmiştir. Yaptığı işlerde karşısındaki insanın duygularını bilerek hareket eden bireyler daha çok sevilmekte ve toplumda daha çok başarıya ulaşmaktadır. Toplumunda insan gibi bir organizasyon olduğu düşünülürse, sağlıklı ve mutlu bir toplum için empati ve duygusal zekanın önemi ortaya çıkmaktadır. Başarının ve mutluluğun sizleri hiç bırakmaması temennisi ile...

LÜTFİ ŞAHİN

Zeki olma hayali, tüm insanlar için idealdir. Ancak zeki insanların yaşantı tarzı ile toplumun yaşantı tarzı arasındaki çelişkiyi gördükleri zaman, acaba bu insanlar zeki mi? Ben bu insanlar gibi mi olmak istiyorum? Soru ifadelerini insanlar kendilerine sorarlar.
Zeki insanların zeka ifadeleri çoğunlukla doğuştan gelmektedir, ancak siz iyi bir eğitimden geçtiyseniz, zeki insanların özelliklerini gösterirsiniz. Tam tersi olarakta zeki bir insan kötü bir eğitimden geçtiği zaman normal insan modelini gösterecektir.
Zaman zaman sorulur, zeki insanların özellikleri nelerdir? Özelliklerinden bir tanesi çok büyük fiziksel enerjiye sahip olmalarıdır. Bu doğuştan gelen bir enerji modellemesi olmayıp, tamamen kendini adapte ettiği konuyu tamamlamak için saatlerce çalışması gerektiği bilincine sahip olmasıdır. Bunun sonucu olarakta irade ve kalp koordineli bir şekilde enerjiyi temin için çalışırlar.
Üstün zekalı insanların diğer bir özelliği ise hem zeki görünüşlü olmaları ve hem de doğal görünmeleridir. Hem zekalarını belli ederler ve hem de çocukça bir yapıyla hareket ederler. Bu nedenden dolayı da sorgulanırlar; bu kişi gerçekten zeki mi?
Zeki kişiler hem disiplinle ve hem de oyun oynar tarzda işlerine eğilirler. Yaptıkları işi büyük bir ciddiyetle yaparlar, ancak oyun havası da vererek yaptıkları işten büyük bir zevk alırlar.
Zeki kimseler hem gerçek dünya ile bağlarını koparmazlar ve hem de hayal dünyası içinde yaşarlar. Ürettikleri şeyler gerçek dünyada kullanılacaktır, ancak olmayan şeyleri üretmek zorundadırlar. Normal insanlara göre üstün zekalı insanların düşünceleri fantestiktir, ancak bilimsel çalışmalar fantestik hayaller sonucu ortaya çıkmaktadır.
Üstün zekalı insanlar hem dışa dönüktür ve hem de içe dönüktür. Normal insanlar bu olaylardan sadece birisine sahiptir. Normal bir insan ya dışa dönük bir yapıya sahiptir, ya da iç dünyasına kapanık yaşar, Zeki insanlar ise zaman zaman dışa dönüktür, zaman zaman da iç dünyalarına kapanırlar. Ancak bu olayı son derece dengeli bir şekilde yaparlar.
Üstün zekalı insanlar son derece inatçı yapılı kimselerdir. Başarısızlıkta asla yılmazlar ve asla pes etmezler. Düşünsenize, Edison ampulü bulmadan önce binlerce sefer deneme yapmıştır ve asla pes etmemiştir Sonunda da başarıya ulaşmıştır.
Üstün zekalı insanlar halkın nazarında ukala tabir edilen yapıya sahiptirler. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan konuşmazlar ve konuştukları konu hakkında derin bilgiye sahiptirler, bu nedenden dolayı da konuşmalarında inat ederler. Bu da onların ukala damgasını yemelerine neden olur.
Üstün zekalı insanlar yaptıkları işe büyük bir tutkuyla, ama büyük bir gerçekçi bakış ile sarılırlar. Onların tutkuları yaptıkları işten vazgeçmemelerine, gerçekçi olmaları da uygun eserler çıkarmalarına neden olur.
Üstün zekalı insanlar rahatlarına ve sanata düşkündürler. Herhangi bir sanat dalı ile uğraşıyorlarsa başarılı olurlar. Rahat şartları da severler.
Üstün zekalı insanlar lider ruhlu insanlardır. Genellikle her konuda söyleyecekleri şeyler olduğu için her türlü insana hitap edebilirler. Sevecen ve babacan bir tavırları vardır. Genellikle öğrenciliklerinden itibaren lider ruhlu özellikleri belirginleşir.
Çok hareketli ve aktif insanlardır. Devamlı bir şeyler üretme ihtiyacı hissettikleri için bir yerde duramazlar. Bazen zeki çocukların hareketli olmaları hiper aktiflik ile karıştırılır. Bu nedenden dolayı ebeveynlerin dikkatli olmaları gerekmektedir.
Sizlerde içinizde var olan zeka potansiyelini harekete geçirebilirsiniz. Hayal kırıklığından ve başlarısızlıktan korkmadan çalışırsanız, çevrenizdekilerin aptal demelerine aldırmazsanız (genellikle de ukala denir), hayallerinizi zaptedebilirseniz; neden olmasın. Önemli olan ise başarıya götürecek yolları hayal etmektir.

LÜTFİ ŞAHİN

"Zeka bir tarla gibidir. Akıl ise bu tarlanın üzerindeki bitkilere benzer." (Lütfi ŞAHİN)
Zeka faktörü insanları tarih boyunca düşündürmüş ve düşündürmeye de devam etmektedir. "Soyut düşünebilme yeteneği", "alet yapabilme yeteneği", "alışılmış olaylar dışındaki olaylara ayak uydurma olayı", "yeni bir ortama adapte olabilme yeteneği"... bu ve buna benzer tanımlamaların hepsi doğrudur. Netice itibari ile de benim yukarıdaki sözümde bu ifadelere uygundur.
Zeka ifadesi genel itibari ile genetiksel bir faktör olup, doğuştan gelme özellikleri kapsar. Bir çiftçinin sahip olduğu tarla nasıl sabitse, insanın sahip olduğu zeka tarlası da sabittir. Ama bir çiftçi nasıl ki tarlasını verimli hale getirebiliyorsa, bir insanda sahip olduğu zeka tarlasını verimli hale getirebilir. Aynı şekilde bir çiftçi verimli olan bir tarlaya bakmayacak olursa nasıl ki tarla verimsiz olursa, bir insan verimli olan zeka tarlasına bakmayacak olursa verimsiz hale gelebilir.
Yukarıdaki ifadelerimden anlaşılacağı üzere normal zekalı bir insan iyi bir eğitimden sonra üstün zekalı insanlar gibi üretken olabileceği gibi, üstün zekalı bir insanda kötü bir eğitim sonucu normal insanlar gibi pasif kalabilmektedirler.
Tarla miktarımızı genişletemiyeceğimize göre onu verimli hale getirmemiz gerekmektedir. Bunun en temel başlangıcı ise öğrencilik yıllarımıza dayanmaktadır. NLP teknik uzmanlarının kabul ettiği ve başarılı insanların taklidine dayanan yöntem, aslında çocukların tarih boyunca yapmış oldukları bir kişisel gelişim yöntemidir. Çocukların ilk taklit ettikleri kişiler ise ebeveynleridir. İnsanlar ilk önce anne ve babalarını taklit etmekte ve onların belirgin özelliklerini kazanmaktadırlar. Ebeveynler günlerini sadece televizyon izleyerek geçiriyorlarsa ve diğer aktiviteler ile ilgilenmiyorlarsa, yetişen çocukta hayatın sadece televizyon izlemek olduğunu düşünecektir. Ebeveynler televizyon izleme yanında kitap okurlarsa, dergi ve gazete okuma aktiviteleri de olursa, yetişen çocuklarda kendilerini geliştirme imkanına sahip olacaklardır. Bu ifadelerin yanı sıra tiyatroya gitme ve diğer aktivitelerde olacak olursa; zeki bir çocuk zekasını ortaya koyacak davranışları, normal bir çocukta zeki bir çocuğun aktivitelerine yaklaşmış olacaktır.
Bu çocuk eğitimine başladığı zaman öğretmeni eğer ki sadece kendi düşüncelerini ifade ediyorsa ve öğrenci merkezli bir eğitimi benimsememişse, çocukta düşüncelerini kolaylıkla ifade edemiyecek ve özgüveni tatmin olmayacaktır.
Eğer ki bu çocuk öğrenci merkezli bir eğitimden geçirilecek olursa ilk etapta özgüven duygusu gelişecektir. Daha ileriki ifade de ise çoklu zeka teoremine uygun ödevler ile çocuk araştırmaya yönlendirilecek olursa, ezberlemeyi değil, düşünmeyi ve araştırmayı öğrenen bireyler yetişecektir.
Ebeveynlerini örnek alan çocuk, ileri ki yaşamında öğretmenlerini örnek alacaktır. Bu nedenden dolayı bu çocuğa öğretmeninin kitap oku demesi yerine kendisi kitap okuyacak olursa ona iyi bir örnek teşkil edecektir. Muhtemelen sosyal bilgiler öğretmeni öğrencisinin sosyal konusunda, fen ve teknoloji öğretmeni onun fen konusunda... bütün öğretmenler kendi konularında ilerlemelerini isteyecektir. Ancak büyük bir formasyon sonucu öğrencinin bütün bu konularda tarlası verimli hale getirilebilinir ve sonuçta matematik öğretmeni matematik bitkisini, fen öğretmeni fen bitkisini... diğer öğretmenlerde kendi bitkilerini yani kendi bilgilerini öğrencide yetiştirmiş olacaktır.
Okumayı seven bir öğrenci büyük bir olasılıkla bu yazımı okuyacaktır ve kendi sahip olduğu tarlasını nasıl verimli hale getireceğini artık düşünüyordur. Unutmamalı ki insanların hepsi bir cevherdir, önemli olan o cevheri iyi işlemektir.
Sizlerde bir cevhersiniz ve kendinize yön vermek elinizde. Verimli bir tarlanız ve çokca bitkiniz olması temennisiyle...

LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [3/3] Önceki 1 2 3