ELEKTRONİK MAKALELERİ Kategorisi - Sayfa 3 - Lütfi Şahin ve Edebiyat
KategoriŞu anda ELEKTRONİK MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 14 içerik bulunuyor.
18/07/2014 1:32
Tarih kitapları,insanların rahat ve huzurlu yaşamak için yaptıkları mücadeleleri anlatmaktadır.Bu mücadeleler sadece savaşmak ile olmamış,aynı zamanda bilim ve teknikte yapılan çalışmalar ile de olmuştur.Tarih içerisinde birçok düşünüz yaşamış ve bilime az az katkılar sonucu 21.yüzyılın modern bilim dünyası ortaya çıkmıştır.Bilim tek yönlü bir meteryal gibi olmayıp,çok yönlü bir meteryal gibidir.Hani insanlar zamanında sadece üç boyutlu bir yaşamın olduğunu zannetmişler,daha sonraları ise birçok boyutun yer aldığını bulmuşlardır ya,bilginlerde önceleri bilimi tek yönlü ele almış,ancak daha sonraları bilimin tam bir fonksiyonel bütünler zinciri olduğu tespit edilmiştir.Bilginler önceleri bilim ile ilişkisi olmayan astroloji ile uğraşmış ve bu uğraşıyı yapanlara da zaten bilgin denilmemiştir.Zaman içerisinde tıp,astronomi,kimya gibi müspet ilimlerde ilerlemeler olmuş ve bunların yanında felsefe,sosyoloji gibi sosyal bilimlerde de ilerlemeler olmuştur.



İlkokullardaki tarih şeridini incelediğimiz zaman büyük gelişmelerin 19.yüzyıldan sonra olduğu görülür.İlk mikroskobun bulunuşuyla biyolojide ve maddenin iç yapısının atomlardan oluştuğunun tespiti ilede fizikte büyük gelişmeler olmuştur.Öyle ki,önceleri birkaç bölümden oluşan fizik bilimi yüzlerce bölüme ayrılmış ve özelliklede lamba dediğimiz elektronik devrelerin keşfiylede fizik dalı yeni ve büyük bir alt bilime daha kavuşmuştur.Bu bilim dalının adına ise elektronik denilmiştir.



Sizler bırakın fiziği,sadece elektronik bile yüzlerce alt bölüme ayrılmaktadır.Elektroniğin gelişiminde çok yavaş ilerlemeler kaydedilmiş,20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise çok büyük gelişmeler sağlanmıştır.Önceleri yapılan iki katlı dev kompütürden günümüzde kullanılan ve gömlek cebine dahi girebilen mini kompütürlere gelinceye kadar büyük gelişmeler kaydedilmiştir.Elektroniğin bu kadar ilerlemesinde ise en büyük katkıyı yarıiletkenlerden yapılan ve adına transistör denilen devre elemanları sağlamıştır.



Yapılan en önemli çalışmaların içerisinde ise ses ile ilgili devrelerin geliştirilmesi olmuştur.Sese duyarlı derken konuyu etraflıca ele almak istiyorum…Teypte ses ile ilgilidir,televizyonda,radyoda…Bu çeşitlemeyi binlerce devreye varacak kadar uzatabiliriz.Ama bilinen ve teknik manada yapılan ses ile ilgili ilk çalışmayı Edison yapmıştır.Edison’un yapmış olduğu gramofon ile günümüzde kullanılan ses devreleri arasında aslında fazla bir fark yoktur.Yapılan bütün devrelerde amaçlanan sesi elektrik enerjisine döndürmek yada elektrik enerjisini sese döndürmektir.Genel olarak kullanılan cihazlar mikrofon,hoparlör,kulaklık gibi elemanlardır.Bunlar ise ya sesi elektriğe dönüştürür yada elektriği sese dönüştürür.Ancak bu dediğim olay bir satırla yada bir makale ile geçiştirilecek kadar basit değildir.Bir radyoda bile kullanılan ses düzeneği,bundan 100 yıl önce imkansız denilecek düzeyde ve hatta öyleki 100 yıl önce böyle bir olaydan bahsetmek bile insanların deli demesine neden olabilecek düzeyde bir olaydır.Ama günümüzde bizim 10-15 liraya bile alabileceğimiz radyolar üretilmiştir.Bir zamanlar insanlar Ay’a seyahatin imkansız olduğunu ifade ediyorlardı ve aynı insanlar Dünya’nında yuvarlak olduğunu söyleyenleri aforoz ediyorlardı.Günümüzde ise insanlar teknik bakımdan çok gelişmiş ve bu gelişme her yıl neredeyse ikiye katlanarak devam etmektedir.Bu teknik çalışmaları takip etmek ise çok önemlidir.Artık insanlar ses ile ilgili devreleri terk etmişler,birbirleri ile düşünce yolu ile iletişim kurmanın ve düşünce yolu ile bilgi edinmenin yollarını bulmaya başlamışlardır.Nitekim Japonya’da yapılan çalışmalar sayesinde televizyonlar bırakın uzaktan kumandayı,bırakın ses ile kumanda etmeyi düşünerek televizyona istediklerini yaptırabilen teknoloji üretilmiştir.O yüzden çok iyi bir şekilde teknolojinin takibi önemlidir.Hani derler ya keşfedileni tekrar keşfetmemeli, keşfedilmeyeni keşfetmeli…



Umarım bir başka yazımda buluşuruz…


LÜTFİ ŞAHİN

05/07/2013 3:20
Tarihi şahsiyetler içerisinde tanıdığımız insanlar arasında ünlü siyasetçiler, krallar, müzisyenler , ressamlar, yazarlar olduğu kadar bilime yön vermiş şahsiyetler de vardır. Bu şahsiyetlerin en önemli amacı ise insanların güzel ve rahat bir yaşam tarzı sürmelerini sağlamak için çalışmalar yapmış olmalarıdır. Bu çalışmalar ya doğrudan tüm insanlığın rahat yaşamasını hedeflemiş ya da sadece belli bir toplumun rahat yaşaması üzerine yoğunlaşmıştır.
Son satırlarım belki size garip gelmiştir, ancak teferruatlı düşününce bunun doğruluk payını sizler de göreceksiniz. Yapılan bu bilimsel çalışmaların bir kısmı silahlar üzerine olup, diğer toplumları tehdit eden unsurlar olarak ortaya çıkarılmıştır. Hakeza yapılan çalışmalar diğer toplumlar için fayda sağlasa bile ilk etapta yapıldığı toplum için fayda sağlamıştır.
Teknolojinin ve bilimin hızla gelişmesi, aynı zamanda değişik senaryoların da ortaya atılmasına neden olmuştur. Bunların en önemlilerinden birisi de ilaç sanayi ve gen uzmanlığı konularıdır. Düşünsenize, artık genetik bilimi kromozomlar ve genler üzerinde oynamalar yaparak değişik varyasyona sahip canlıları üretmekte ve bu iyi yönde kullanılabildiği gibi kötü yönde de kullanılabilmektedir. Senaryoların bir tanesi de ilaç fabrikalarının genetik varyantlarını ürettiği virüs ve bakterileri ortaya sürmeleridir. Bu genetik oynama sadece ilaçlara karşı kendini koruma yönünde olabileceği gibi, sadece bir topluma zarar vermeyen ve diğer toplumların genetiksel özelliklerine uygun tarzda hazırlanıp onlara zarar veren varyantlar şeklinde de olabilir.
Akşemseddin, İbn-i Sina, Pasteur, Gazi Yaşargil gibi tıp bilimini sadece insanlığın güzel yaşaması için kullanmış olan bilginlerin oluşması için eğitimin rolü büyüktür. Yetişecek olan kuşakların insanlığın zararı için uğraşmayacak kadar bilinçli olacağını ümit ederek diyebiliriz ki, tıp ilmi ile uğraşan bilginler akıllı insanlardır ve insanlığa zarar vermeyecek kadar bilinçlidir...
Tıp ilmi ile uğraşan bilginler, çalışmalarının kolay bir düzlemde devam etmesi için teknolojik çalışmalardan destek almışlar ve almaya da devam etmektedir. Tüm bilim dallarında olduğu gibi tıp bilimi de komple bir daldır. Kimya, fizik, biyoloji, matematik gibi dallarla irtibatlı olduğu gibi elektronik teknik ifadeler zinciri ile de içli dışlıdır. Teknik ifadelerin tıp biliminde karşılık bulduğu adlardan birisi de, "tıp elektroniği" şeklinde olmuştur. Tıp elektroniği, insanların tıbbi özelliklerine uygun bilgileri kullanarak değişik araçları geliştirmekte ve bunları da insanların sağlığı için kullanmaktadır. Rontgen cihazları, tansiyon aletleri, tomografi, ultrason... Bu ve buna benzer ifadeleri günlük yaşantımızda hep duyarız. Bu ifadelerin hepsi tıp elektroniğinden faydalanılarak üretilen cihazlar sınıfında yer almaktadırlar.
Bu ifadeler içerisinde ise en güzel haberlerin alınmasına neden olan ultrason cihazıdır. "Oğlum olacak" ya da "kızım olacak" ifadelerinin yanında "ikiz çocuğum olacak" ifadesi de ultrason cihazı ile mümkün hale gelmiştir. Sevinçli haberlerin alınmasını sağlayan bu cihaz, tıp bilginlerinin ve elektronik mühendislerinin ortak paydalarda birleşmesi sonucu oluşturulmuştur. Kullanılan ifade aslında çok basittir... Sesin çarpıp geri yansıma prensibine dayanan bu tıbbi cihazda, bebeklerin ciniyetine kadar olan ifadeler yanında; bebeğin kilosu, boyu, bir rahatsızlığının olup olmaması gibi ifadeleri de elde etmemiz mümkündür. Prensip itibari ile de ultrason cihazının uç kısmı insan kulağının duyamayacağı frekansa sahip ses dalgası üretmekte ve bu kısım anne karnında yürütüldüğü zaman, sesin geri yansımasına bağlı olarak girinti ve çıkıntıların seste oluşumunu sağlamaktadır. Daha sonraki ifade de ise bu ses dalgaları, uygun transduserler vasıtasıyla görüntüye dönüştürülmektedir. Bu ifadeyi basitçe örneklendirmek isterim... Bir ilkokul çocuğuna mıknatısın özelliklerini anlattığınız zaman manyetik alan ifadesi onun için fazlaca somut olmayacaktır. Ancak, bir kağıdın üzerine koyacağınız demir tozunun, altta yürüteceğiniz mıknatıs ile şekil aldığını göstermeniz; ifadenin soyutluktan kurtulup, somut değer almasını sağlayacaktır. Aynı şekilde sesin yansıma ifadesi görüntüye dönüşürülebilmekte ve bu da tıp elektroniğinde ultrason cihazlarında kullanılabilmektedir.
İnsanoğlu, yapmış oldukları bir çok çalışmalarda diğer canlıları örnek almışlardır. Tıp biliminin araştırma konusu insan olup, biyoloji de tıp ile bağlantılıdır. Biyoloji aynı zamanda elektronik içinde ilham kaynağı oluşturmuş canlıları barındırması bakımından önemli bir role sahiptir. Bunlardan en önemli canlı grubu ise bir tür memeli olan yarasalardır. Gözleri körelmiş olan ve uçma yeteneğine sahip olan bu canlılar, görme işini ses dalgaları ile yapmaktadırlar. Bir mağarada uçarken, çıkarmış oldukları yüksek frekanslı ses dalgalarının yansıması sonucunda karşısındaki engelin şeklini ve boyutunu çok güzel bir şekilde algılıyabilmektedir. Nasıl ki insan beyni, bir bilgisayarın mikroişlemcisinden binlerce kat daha mükemmelse, en iyi ultrason cihazı da bir yarasanın algılamasından daha kaliteli olmayacaktır...

LÜTFİ ŞAHİN

Elektronik sistemleri,genel olarak bir bütün içerisinde çalışan ve birbiri ile uyumu sağlanmış devre elemanlarının bir araya getirilmesi ile oluşmuş sistemler bütünüdür.Elektronik devreler,insanlığın yararına sunulmuş ve insanların rahat yaşaması için tasarlanmıştır.Elektronik sistemler nelerdir?Bunu tek bir makalede irdelemenin imkanı yoktur.Tıpta kullanılan elektronik sistemlerinden fabrikalarda kullanılan elektronik sistemlere kadar,evlerimizde kullandığımız elektronik cihazlardan fabrikalardaki otomasyonu sağlayan cihazlara kadar binlerce ve de milyonlarca tip elektronik sistemler yer almaktadır.Ama temel prensip aynıdır…İnsanların rahat ve huzurlu yaşamalarını sağlamak.



Konum itibariyle insanlar işlerini yaparken yerlerinden kalkmadan ve yorulmadan yapmak isterler.Teknolojinin gelişmediği dönemlerde bu işi köleler yapmış ve bir kısım insanlar rahat yaşamıştır.Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile beraber her şey elektronik sistemler ile yapılmaya başlanmıştır.Evimizde kullandığımız televizyon bir elektronik devredir ve bu televizyonun idaresini kalkmadan yapmamızı sağlayan uzaktan kumanda da bir elektronik devre bütünüdür.Günlük hayatta kullandığımız bütün kumanda sistemleri birer elektroniksel devre elemanıdır.



Uzaktan kumanda sistemleri çalışma prensibi itibari ile birbirine uyumlu iki transduser sisteminin bir verici ve ona uygun bir alıcı sistemine bağlanması sonucu oluşmuştur.Konuyu biraz daha açmak istiyorum…Evlerimizde kullandığımız vericiler genel olarak ışığa duyarlı transduserler aracılığı ile yapılırlar.Televizyon kumandasına baktığımız zaman genellikle bunu birçoğumuz fark eder…Kumandanın ön kısmında yer alan lamba sistemini neredeyse görmeyenimiz yoktur.İşte,benim transduser adını verdiğim kısım burasıdır.Televizyonun ön kısmındada bu vericiden gelecek sisnyalleri alan bir transduser vardır.Bu sistemler bir bütün olarak çalışırlar.Örneğin,kumanda 35 mhz lik bir sinyal üretiyorsa,televizyonun alıcısıda sadece 35 mhz lik bir sinyali alacak şekilde ayarlanır. Biraz öncede dediğim gibi,burada ışığı yayacak ve bunu alacak transduserler kullanılmıştır.Eğer siz vericide bir kristal ses vericisi kullanırsanız,televizyona bağlı olacak olan transduserde bir kristal mikrofon olmalıdır.Eğer siz vericide ışık üreten bir transduser kullanırsanız ve televizyonda da sese duyarlı bir devre kullanırsanız,bu sistem çalışmayacaktır.



Bir başka yazımda görüşmek ümidiyle


LÜTFİ ŞAHİN

Kimya maddeyi elementer düzeyde üç grupta incelemektedir;iletkenler,yarıiletkenler ve yalıtkanlar.Peki kimya bilimi neden bu tip bir sınıflandırma yapmıştır?

İsterseniz önce bunu bir irdeleyelim.

Elemetlerin elektriği iletme özellikleri olan ve kimyanında sınıflandırma yapmasına neden olan koşul,elementlerin son yörüngelerinde taşımış oldukları elektron sayısı ile ilgilidir.

Son yörüngedeki elektron sayısı 1-3 arasında olan elementler iletken,4 olan elementler yarı iletken ve son yörüngesindeki elektron sayısı 5-6 olan elementler de yalıtkan sınıfı içerisinde yer almaktadır.

Bu elementlerden iletkenler elektriği serbest biçimde elektriği ileten grup arasında yer almaktadır,yarıiletkenler sınırlı geçirgenliğe sahiptirler ve yalıtkanlar ise elektriği iletmemektedirler...

Son yörüngedeki elektron sayıları ile iletkenlik koşulunun sağlanma nedeni ise,elektrik akımının dalgasal bir hareket halinde ilerlemesidir.Yani elektronlar bir uçtan başlayarak diğer uca kadar gitmezler,elementin

üzerinde yer alan elektronlara çarparlar ve bir elektron diğerini hareket ettirerek iletim sağlanır.

İşte,iletkenlerde yer alan o 1-3 elektronluk kapasite elektriğin iletimini sağlamakta;yalıtkanlarda yer alan 5-8 elektronluk kapasite ise elektriğin iletimine izin vermemektedir.Yarıiletkenler ise şartlar uyumlu olursa elektriği

iletmektedir.

Peki,şartların uyumlu olması nasıl gerçekleştirilmektedir.İşte burada kullanılan teknoloji elektroniğin kullanım sahasına girmektedir.Elektronikte kullanılan transistörler ile entegre yapılarında ve bir çok alanda kullanılan

yarıiletkenlerde,belli sayıda elementer yarıiletkenin belli oranlarda kullanılması sonucu,yarıiletkenler birer iletken haline gelmektedir.Yarıiletkenin belli aralıklarda iletken ve belli aralıklarda yalıtkan haline getirilme işlemi ise

elektroniğin temel akım geçişini sağlamaktadır.Yani elektriksel akımların düzeni sağlanmakta ve bu düzen sayesinde hangi devrede ne kadar süre ile ne kadar elektrik akımına ihtiyaç varsa o kadarlık bir geçişe izin verilmekte ve

bunun sürekliliği sayesinde devre gerekli işi başarmış olmaktadır...


LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [3/3] Önceki 1 2 3