KİŞİSEL GELİŞİM MAKALELERİ Kategorisi - Sayfa 2 - Lütfi Şahin ve Edebiyat
KategoriŞu anda KİŞİSEL GELİŞİM MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 11 içerik bulunuyor.
03/07/2013 6:57
"Önemli olan çok yönlü bilgi değildir, önemli olan çok yönlü düşünebilmedir." (Lütfi ŞAHİN)
1970 yıllarında oluşturulan ve yıllar içerisinde etkisini kaybetmemiş olan NLP teknikleri, asıl ifadesi ile yukarıdaki sözün içerisinde ele alınabilecek bir yaklaşımlar bütünün taşımaktadır. "Konusunda uzman biri ile mükemmel biri arasındaki fark" ifadesine cevaplar aramayı sağlayan NLP teknikleri ile insanın başarılı olması mümkündür.
İnsanlar çocukluktan itibaren sevdikleri insanları taklit ederler; bu başlangıçta babası veya annesi, daha sonraları öğretmenleri ve ilgi duydukları insanlardır. Büyüdükleri zaman ise taklit ettikleri insanların kişilik özelliklerini artık benimsemişlerdir. Anne ve babalarına benzer tavırda evlatlarına yaklaşırlar, sporcu iseler çocukluklarındaki özenti içerisinde oldukları sporculara benzer tavırları vardır, öğretmen iseler çocukluklarındaki beğendikleri öğretmenlerin tavırlarına benzer tavırları takınırlar. Bu ve buna benzer ifadeleri binlere varan açılımlarda ele almamız mümkündür. Ama ele aldıkları kişiler konularında belki uzmandı, ya konularında mükemmel miydi?
Mükemmel bir baba ya da anne, mükemmel bir öğretmen, mükemmel bir doktor... bu gibi ifadelerde yapılacak örneklendirmeleri uzatmamız mümkündür. Mükemmel bir ebeveyn olmak için sosyal zekamızın, mükemmel bir mühendis olmamız için mantıksal zekanızın, iyi bir öğretmen olmanız için dilsel zekanızın... bu ve buna benzer ifadelerin gelişmiş olması, sizin toplum içerisinde zengin bir yaklaşıma sahip bireyler olmanızı sağlayacaktır.
Gelişiminiz süreci içerisinde bu zeka tiplerinizin hepsi aslında gelişmektedir, ancak kısmi bir gelişim göstermektedir. Bu gelişim tarzına ise okumuş olduğunuz kitaplardaki ya da magazinsel ifadeler içerisinde sahip oluyorsunuz. Bir fizikçi gibi fizik kitapları okuyabilirsiniz, bir öğretmen gibi eğitim kitapları okuyabilirsiniz... buna benzer okuma ve bilgi edinme olaylarını uzatmamız mümkündür. Ama önemli olan bir fizikçi gibi düşünebilmek, bir mühendis gibi düşünebilmek, bir yazar gibi düşünebilmek, bir lider gibi düşünebilmek... buna benzer düşünce ifadelerini de uzatmamız mümkündür.
Howard Gardner'in ifade etmiş olduğu ve 1983 yılından beri kabul görmüş olan çoklu zeka teoremi, ast ifadesi ile her insanın bünyesinde olan bir ifadedir. Bu ifadenin açılımını ise Gardner yapmıştır. Maddenin içerisinde her zaman enerji vardı, ama bunun açıklamasını Einstein yapmıştır. Aynı şekilde sizler olan zeka ifadesi her zaman vardı, ama bunun açıklamasını Gardner dile getirdi.
NLP teknikleri, ast ifadesi ile insanın çok yönlü gelişimini sağlayacak programların bütününü kapsayan ifadelere verilmiş bir isimdir. Ama bu gelişim içerisinde çok bilgi ile gelişim karıştırılmamalıdır. Sizler çok kitap okuyarak bilgili olabilirsiniz, ancak bu edindiğiniz bilgilerin düşünce mantığınızda gelişimini sağlamanız çok önemlidir. Uzman bir ebeveyn değilde mükemmel bir ebeveyn olmak, uzman bir öğretmen değilde mükemmel bir öğretmen, uzman bir dil uzmanı değilde mükemmel bir dil uzmanı... bu ifadelerin açılımı bilgiden çok düşünce yapısının gelişimine dayanmaktadır.
Eğitim sistemleri insanda bulunan bu zeka tiplerinden birisinin daha fazla gelişim göstereceğini ifade etmiştir. Ancak burada bir ifadeyi örneklendirmek istiyorum, buda mağaralarda delik oluşturan şeyin su damlalarının kuvvetinin olmadığı, su damlalarının sürekliliği olduğudur. Düşünce yapısı da gelişimini yaparken kuvvete dayalı bir gelişim değil, sürekliliğe dayanan bir gelişimden geçmektedir. Bir öğretmeni ele alalım... bu öğretmen kendini yetiştirmezse ve kendini öğretmenlik mesleğine vermezse yıllar içerisinde sadece tecrübe sahibi olur, ama hiçbir zaman mükemmel bir eğitimci olmaz. Sizler gelişiminizi sağlarken aldığınız bilgiyi düşünce yapınızda kalıba dökmeniz, sizin çok zengin bir düşünce yapısına ulaşmanızı sağlayacaktır.

LÜTFİ ŞAHİN

03/07/2013 7:01
1970 li yıllardan bu yana etkinliğini kaybetmemiş olan NLP teknikleri, amaç itibari ile modelleme yöntemi ile başarılı olmuş bireylerin hem çalışma mantıklarını ve hem de kişilik karakterlerini ortaya koyarak başarıyı yakalamayı amaçlayan bir ifadeler bütünüdür. Başarılı olmuş bireylerin gerek toplum içerisinde ve gerekse iş sahalarında sahip oldukları ilkeleri bilmek, diğer insanlar için model oluşturmaktadır. Bu model çerçevesinde çalışan insanların başarılı olmamaları için hiçbir neden yoktur.
Bir konuda uzman olmaktan daha çok mükemmel olmak isteyen bireyler, konularında mükemmel olarak ifade edilen bireylerin nasıl bir safhadan geçtiklerini çözmeye çalışırken; mükemmel bir öğretmen, mükemmel bir baba ya da anne, mükemmel bir sanatkar... buna benzer ifadeler yönünde ilerleme kaydettiklerini görmekte ve NLP yöntemlerinin bariz bir şekilde başarıyı etkilediğini kabul etmektedirler.
NLP teknikleri içerisinde ifade edilen şeylerden birisi "zengin bir düşünce yapısına sahip bireylerin daha başarılı olduğu" şeklindeki ifadedir. Bir fizikçi ile aynı havayı yakalayan bir birey, yoldaki satıcı ile konuşmalarında ve tavırlarında onunla aynı şeyleri hissediyorsa ve eve geldiğinde de ailesi ile bir uyumu yakalamışsa; işte bu birey başarıyı yakalayacaktır.
NLP tekniklerinde ast ifadesi ile insanı tanıma ve duygularına hakim olma vardır. Buradaki tanıma ifadesi, bilgi ile bağlantılı olmayıp düşünce kalıpları ile orantılı bir ifadenin açılımıdır. "Zengin kişilik" ifadesi çerçevesinde kullanabileceğimiz bu kişiler kendi duygularını ve karşılarındaki insanların duygularını gayet iyi bilmektedirler. Bu da bizlere Goleman'ın "duygusal zeka" ifadesine açılım yapmamız gerektiğini güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu ifadeler zincirini örnekler ile açıklamam daha uygun olacaktır, zannedersem. Hayatının bir tanesi olarak kabul ettiği babasını taklit eden bir çocuk, babasından başka hiç kimsenin tavırlarını almamaya çalışmış olsun. Bu çocuk büyüdüğü zaman babasının işi olan terzilik mesleğini yapmaktadır. Çevresinde bulunan esnafın dilinden anlamakta, gelen müşterileri ile iyi geçinmektedir. Bu terzi bir doktora gittiği zaman ise heyecanlanmakta ve anlatması gerektiğini tam olarak ifade edememektedir. Çocuğu okula giden bu terzinin, veli toplantısında öğretmen ile diyaloğu da vasat geçmektedir.
Terzi olan bu şahıs sadece babasını taklit etmeseydi ve diğer insanların duyguları hakkında düşünmüş olsaydı, sadece esnaf arkadaşlarının duygularını değil, aynı zamanda bir doktorun, bir öğretmenin ya da diğer meslek grubundaki insanların duygularını da algılayabilecekti. Sadece kendi çocuğunun nazarında değil, aynı zamanda diğer insanların nazarında da sevilen ve sevildiği içinde başarıyı yakalayan bir birey olarak hayatına devam edecekti.
Duygularını tanıyıp kontrol eden bireyler daha başarılı olmaktadır, bu başarının temelinde ise siz deyin daha fazla sevilme, beriki desin insanları tanıma... ama netice itibarı ile de bireyin karşılaşmış olduğu bireyler ile daha uyumlu olması ve başarıyı yakalaması.
Sizlerde duygusal zekaya sahipsiniz, önemli olan ise bu zekanızı dar bir çerçeveye sokmaya çalışmamaktır. Geniş perspektif açısı ile hayata bakmak ve hayatı bu perspektifte yakalamayı başarmaktır.
Bir doktorun hastası ile konuşmasındaki düşünceyi anlamak, bir işcinin patronu ile konuşmasını anlamak, bir öğretmenin öğrencisi ile konuşmasını anlamak... hepsini yapabilecek kapasiteye aslında sahipsiniz. Önemli olan başarıya giden yolda atacağınız adımları düşünmektir. Başarılı bir hayat yaşamanız temennisiyle...

LÜTFİ ŞAHİN

Dünya'ya 6 asırdan fazla bir süre hükmetmiş bir medeniyet...Osmanlı ve Osmanlı'ya ait büyük bir medeniyet. İlimin ve adaletin çok güzel yaşandığı bu medeniyetten Dünya çok şey öğrenmiştir. Bu gün bile Amerika Senatosu, Osmanlı tarzı bir yönetime sahiptir. İlk uçan insanın Osmanlı'da olması, ilk robotu yapanın Osmanlı'da olması, ilk mikrobu bulanın Osmanlı'da olması...bunlar rastlantı mı? Tabi ki hayır...
Dünya'ya ilmi ve adaleti yaymış olan Osmanlı her şeyi düşünmüş ve her konuda titiz davranmıştır. Bırakın fakir insanları düşünmeyi, aç kurtları ve hayvanları doyurmak için bile vakıflar kurmuşlardır.
Peki bu medeniyetin yönetiminin yapıldığı yer, yani sarayı nasıldı? Muhtemelen hepinizin merak ettiği ve bizlerinde, sizlerinde okudukça doyuma ulaşan bilgi birikimi içerisinde kabarık bir dereceye sahip dizeler bütünü.
Genel çerçeveler içerisinde ele alındığında Osmanlı'da saray teşkilatı üç ana bölümden oluşmaktaydı. Bu kısımlar:
-Dış kısım (Birun)
-İç kısım (Enderun)
-Harem-i Humayun
Birun adı verilen kısım çok çeşitli işlerden sorumlu olup, her bir iş için ayrı memur tayin edilirdi. Memurları sadr-ı azam tayin ederdi. Bu memurların başında ilmiye ve birun ağaları denen ağalar mevcuttu.
Sarayın iç kısmı denilen Enderun kısmı ise 2. Murat tarafından kurulmuş olan bir mektepti. 6 odadan oluşan bu mektebe önceleri sadece devşirme çocuklar alınıyordu. Kanuni'den itibaren türk çocukları da bu mektebe alınmaya başlamıştır.
Zamanın en büyük siyaset adamları ve üst bürokratları bu Enderun mektebinde yetişmiştir. Devşirme çocuklarının alınmasındaki amaç hem kan bağı taşımadıklarından dolayı adil kararlar almaları ve hem de zeki çocukların heba edilmemeleridir.
Bu günün gelişmiş ülkelerinin eğitim modellemesi de bu modele uymaktadır. Amerika'ya bir çok ülkeden zeki çocuklar gelmekte ve bu zeki çocukların geliştirdiği teknoloji ve bilim, Ameri'kayı güç haline getirmektedir.
Osmanlı uyguladığı testler ile bu devşirme çocukların arasından zeki olanları seçmiş ve bu çocukları enderunda yetiştirmiştir. 6 odayı geçemeyenler heba edilmemiş ve geri görevlere verilmiştir.
Tamamen çocukların ilgi ve istidatlarına uygun bir eğitimin kaliteli hocalar tarafından verilmesi sonucu süper yeteneğe haiz bireyler yetiştirilmiştir. Sadece teoride kalmamış, aynı zamanda çocuklara bizzat uygulamalı eğitimde verilmiştir.
Art niyetli insanların hayalini süsleyen şeylerden birisi Osmanlı'yı yönetenlerin zevke ve sefahata düşkün olduğunu ispatlamak ve bu ispatlarını yapmak içinde Harem-i Humayun denilen yeri örnek vermek istemeleridir. Osmanlı bu haremlerde bulunan kadınlara hiçbir zaman kötü gözle bakmamıştır. Savaşlarda esir düşen kadınlar ve padişaha hediye edilen cariyelerden oluşan bu haremde, kadınlar eğitimden geçirilmiş ve büyük düğün hediyeleri ile evlendirilmiştir. Osmanlı esirlere bile kötü davranmamışken, esir düşmüş kadınlara kötü davranacağını düşünmek büyük bir yanlışlık olur.
Bu haremde padişahın eşi, kızları ve oğlan çocukları da bulunurdu. Cariyeler büyük bir eğitimden geçirilir ve en yetenekli olanları padişaha hizmet ederdi.
Tarih boyunca hiçbir medeniyet 6 asır boyunca bu büyüklüğe sahip topraklarla yaşamamıştır. Osmanlı bunu sadece sarayında değil, tüm ülkesinde uyguladığı organizasyon sayesinde sağlamıştır. Hiçbir şey boş ya da boşuna değildir. Mısır'da geçen olayları anlatan "Minyeli Abdullah" adlı romanda bir ifade her şeyi apaçık ortaya koymaktadır:
-Bizlerin bırakın o tarihi yaşamayı, yazmaya bile gücümüzün yetmediği bir medeniyet olan Osmanlı...


LÜTFİ ŞAHİN

Zamanımızdaki bir çok insanın yaşamak istediği ve bu isteklerinin en büyük nedeninin ise ekonomik güce dayandığı bir ülke:Amerika... ekonomik gücün ve rahatlığın hüküm sürdüğü bir ülke. Daha keşfedileli birkaç yüz yıl olup, bir ulus bilinci bile taşımayan bu toplum nasıl olmuşta bu kadar kısa sürede bu kadar ilerlemiştir? Bu soruya değişik cevaplar verenleriniz vardır, ancak eğitim görmüş bireyler olarak hepimizin ortak bir payda da buluşacağını tahmin ediyorum; üstün zekalı insanları el üstünde tutmak ve onlara özel eğitimler vermek. Hem kendi ülkelerinde bulunan üstün zekalı insanları ve hem de diğer ülkelerden gelen üstün zekalı insanları el üstünde tutup, güzel bir eğitim vermek Amerika'yı Amerika yapan en önemli faktördür.
Amerikan kültüründe yetişmiş olan, ama tarihi iyi bilen bir eğitimci, kendi ülkelerinde uygulanan zeki insanlara yönelik eğitimden gururla bahsederken sıra bu sistemin hangi Amerikalı tarafından ortaya konduğu ifadesine gelecektir...eğitimcinin yüzü gölgelenip diyecektir ki:"ben sizlere bu sistemin ilk defa bizlerde uygulandığını söylemek isterdim, ancak ilk uygulayanlar binlerce yıllık tarihe sahip büyük bir ulus olan Türklerdir..."
Evet, üstün yetenekli insanların seçildiği ve uygun eğitimin verildiği ilk sistem bizlerde uygulanmıştır. Öğrenciye göre eğitimin verildiği bu eğitim kurumlarının adı "Enderun Mektebi" ifadesi ile anılan kurumlardır.
2. Murat tarafından kurulan bu okulların daha da kaliteli hale gelmesi Fatih Sultan Mehmet zamanında olmuştur. Kanuni zamanına kadar sadece devşirmelerden oluşan öğrenci ifadesi, Kanuni'den itibaren türk öğrencileri de içine almıştır.
Günümüzdeki eğitimcilerin ifade etmiş olduğu yöntem ve tekniklerin bu okullarda en güzel biçimde uygulandığı görülmüştür. Soyut ve somut olan ifadeler mümkün olduğunca öğrenciler tarafından bizzat uygulamalı olarak yapılmış ve ifadeler kuru teori yerine, öğrenci elinde yaşama dönüşen birer somut abidelere dönüşmüştür.
Belli seviye tespitleri sonucunda bu okula kabul gören öğrenciler birkaç yıl türk ailelerinin yanında belli kültürü almışlar ve sonra bu okullara girmişlerdir.
Öğrenciler oda diye anılan sınıflarda oktulmuşlardır. Altı odadan oluşan mektebin ilk odalarında başarılı olamayanlar geri hizmetlere verilmiştir. Başarılı olanlar ise üst kademelere yerleştirilmişlerdir. Kaliteli hocaların eğitim verdiği bu okullarda zamanın değerli devlet adamları ve bürokratları yetişmiştir.
Altı odanın tamamını bitiremeyenler ise gözden çıkarılmamış ve bunlarda belirli kademelerde görev yapmıştır. Eğitimin kalitesi ve öğrenciye verilen değer yüzünden bu okul çok değer bulmuştur.
Bu okullarda öğrencinin yaptığı en ufak hareket bile karşılık bulmuştur. Her güzel hareket ödül bulmuş ve her kötü davranışta ceza görmüştür.
Öğrenciler bir çok konuda yetiştirilmiş, aynı zamanda sanata eğilmeleri de sağlanmıştır. Estetiksel bir düşünce yapısı geliştirmeleri için dini bilimler, müspet bilimler yanında sanatsal ifadelerde derslerde yer etmiştir.
Osmanlı'yı zamanın süper gücü yapan çok faktör vardır muhtemelen... tek faktör değil, çok faktör. Ama bu faktörlerin en önemlisi bu mektepler olmuştur.
Unutmamak gerekir ki kaliteli yaşam, kaliteli düşünceden geçer.




LÜTFİ ŞAHİN

"Bir elin nesi var, iki elin sesi var" anlayışı tarih boyunca hükmünü sürdürmüş ve birlik, beraberlik kavramları ile daha kuvvetli olunabileceği tecrübelerle sabit olmuştur. Öğrencilere birlik ve beraberliğin oluşturacağı kuvveti göstermesi açısından bir kibrit çöpünün kolayca kırılabileceğini, kibrit çöpü sayısı arttıkça kırılmanın zor olacağını belirten öğretmen, bunun Osmanlı'daki örneği olarakta bir teşkilattan bahsedecektir: Ahilik teşkilatı...
Köken olarak araplara dayanan ahilik teşkilatının türklerde kurucusu "Ahi Evren" adlı kişidir. Araplarda yer alan fütüvvet adlı teşkilattan etkilenen Ahi Evren, Hac-ı Bektaşi Veli'nin de etkisi ile de ahilik teşkilatını kurmuştur. Köken olarak "kardeşlik" anlamına gelen ahi kelimesine dayanmaktadır. İlk defa Kırşehir' de ya da Karaman'da kurulmuş olabileceği tespitler içerisindedir.
Osmanlı içersinde sosyal ve ekonomik bir birliktelik olan Ahilik Teşkilatı, bugünlerin esnaf ve sanatkarlar odasına benzer bir işleve sahipti. Türklerin Anadolu'da yerleşik hayata geçmelerinde ve diğer milletlerden olan esnaf ve zanaatkarlarla boy ölçüşmelerinde çok önemli rol oynamıştır.
Gün içerisinde çalıştığı yerde mesleğin incelikleri öğretilmiş ve akşamları da ahiliğin felsefe taşları atılmış, ahiliğin incelikleri öğretilmiştir. Birbiri ile yardımlaşmanın önemini bilen ve bu mantıkla yetişen ahiler, aynı zamanda toplumda bulunan fakirlere de yardım etmeyi bir borç bilmişlerdir.
Ahilik teşkilatına üye olmanın yedi şartı vardı ve bu şartlar şu şekildedir:
1-Cimri olunmayacak,
2-Kimseye zulüm edilmeyecek,
3-Hırslı olunmayacak,
4-Tamahkar olunmayacak,
5-Her zaman haktan yana olunacak,
6-İşlerini güzel bir şekilde yapacak,
7-Doğru sözlü olunacak,
Yukarıda istenen şeyler aslında kişisel gelişim uzmanlarının yıllardır yazdığı ve işlediği şeylerden ibarettir. Duygusal zekanın günümüzde öneminden bahseden uzmanlar, yukarıdaki maddelerin olumlu sonuçlar doğuracağını da ifade edecektir.
Hırsızlık yapanlar, hayvan öldürenler (kasaplar), zina edenler, katiller, avcılar ve cerrahlar teşkilata kabul edilmiyordu.
Ahilik Teşkilatında olan dereceler şu şekilde sıralanabilir:
-Yiğit
-Yamak
-Çırak
-Kalfa
-Usta
-Ahi
-Halife
-Şeyh
-Şeyh-ül Meşayıh
Günümüzde bir çok şehirde esnaf ve sanatkar odaları ahilik haftasını kutlamaktadır. Birlik ve beraberlik hem ekonomiyi, hem de sosyal yaşamın güzelliği açısından büyük bir öneme haizdir. Bunun en güzel örneğini Ahilik Teşkilatı bize çok güzel bir şekilde göstermiştir. Nice güzellikleri beraberce yaşamanız ümidiyle...


LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [2/3] Önceki 1 2 3 Sonraki