TARİH MAKALELERİ Kategorisi - Lütfi Şahin ve Edebiyat
KategoriŞu anda TARİH MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 10 içerik bulunuyor.
1493 yılında Yunanistan'da Parga denilen yerdeki bir köyde Dünya'ya gelmiş ve daha sonraları yıllarca Osmanlı'da devlet adamlığı yapmış bir isim:Pargalı Damat İbrahim Paşa...
Babası balıkçılık ile geçinen ve aslen Rum ya da İtalyan olarak bilinen İbrahim Paşa 6 yaşında iken korsanlar tarafından kaçırılır ve Manisa'da esir olarak satılır. Ama esir iken Kanuni ile dostluk kurmayı başaran İbrahim Paşa, hızlı bir şekilde yükselmeye başlar.
Kanuni'nin arkadaşı ve danışmanlığını yapan İbrahim Paşa, Kanuni'nin padişah olması ile beraber onunla beraber İstanbul'a gelir.
1521 yılında Belgrad'ın alınmasında görev alır. 1522 yılında Rodos seferine katılır. 1523 yılında sadrazamlık görevine getirilir. Bazı tarihçiler sadrazımlık görevine getirildiği tarihin 1522, bazı tarihçiler ise 1524 olarak ifade etmektedirler.
1524 yılında Kanuni'nin kız kardeşi Hatice Sultan ile evlenen ve bu tarihten sonra damat diye hitap edilen İbrahim Paşa, Mısır Beylerbeyi oldu. Mısır'da asayişi sağladı.
Daha sonra Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı. Daha sonraları Anadolu'da Alevi-Türkmen isyanlarının bastırılmasında görev aldı.
1.Viyana kuşatması ile sonuçlanan Macaristan seferine katıldı ve Avusturya-Macaristan kralı ile denk tutulup İstanbul Antlaşması'nın müzakerelerini yürüttü.
Safevilere karşı düzenlenen Irak seferine katıldı ve Tebriz'in alınmasında rol oynadı. Daha sonra Kanuni ile birleşerek Bağdat'ın alınmasında görev aldı.
Damat İbrahim Paşa çok başarılı bir devlet adamıydı. Kanuni tarafından seraskerlik görevine getirildiği zaman, Osmanlı 7 tuğ ile simgelenmekteydi ve İbrahim paşa 6 tuğ gücüne sahipti. Kanuni ondan fazla olarak hilafet tuğunu taşımaktaydı.
İbrahim Paşa'nın öldürülmesi ile ilgili tarihçiler değişik fikirler öne sürmektedir. Bunlardan birincisi kendisini çok büyük bir kişi olarak görmesi ve padişahın bile kendisinin onaylamadığı işi yapmayacağı şeklinde ifadeleri kullanmasıydı. İkinci olarak Hürrem Sultan ile olan çekişmesiydi. Damat İbrahim Paşa, Kanuni'nin oğlu Mustafa'nın padişah olmasını istiyordu ve cereyan eden olaylar dizesi onun sonunu getirmişti.
Ne olursa olsun, Kanuni 1536 yılında onu idam ettirdiği zaman, Osmanlı büyük bir devlet adamını kaybetmişti. Ülkeye bir çok faydaları dokunmuş bir devlet adamını kaybetmişti Osmanlı...
Farsça, Rumca, İtalyanca ve Sırpça bilen İbrahim Paşa, 13 yıl boyunca sadrazamlık görevi yapmıştır.
İstanbul'a geldiği zaman Perga'da bulunan anne ve babasını da yanına getirmiştir.
Esirlikten sadrazamlığa uzanan bir çizgi...bizlere adeta öğütler vermektedir. Neden bizlerde başarılı olmayalım? İstendikten sonra ve insanın kendine inanması ile bu başarı elde edilebilir. Çalışma ve gayret, önemli olan bu.
"Kendine inanma ve gayret ile başarı kesindir." Her insan için bu geçerlidir ve başarılı olmak için bunu ilke haline getirmek gerekmektedir.
Sizlerin başarılı olması ve mutlu olmasını temenni ederim.

LÜTFİ ŞAHİN

Osmanlı'nın ikinci beyi olan ve babasından 16 bin 〖km〗^2 olarak aldığı toprakları oğlu 1. Murat'a 95 bin 〖km〗^2 olarak bırakan kararlı ve idrak sahibi bir padişah: Orhan Gazi.
Osman Bey'in oğlu olan Orhan Gazi 1281 yılında Söğüt'te Dünya'ya gelmiştir. Annesi Malhun Hatun'dur. 1324 yılında Osmanlı Devleti'nin başına bey olmuştur.
Orhan Gazi son derece akıllı bir siyaset yürütmüştür. Bizans'a yardım eder gibi görünmüş, ama aslında Bizans Toprakları içerisine kendi halkının girmesini ve yerleşmesini sağlamıştır.
O sıralarda Bizans'ın başında 6. Yannis Kantakuzenos bulunmaktaydı. Tarih yazarı da olan 6. Yannis zamanında bir çok karışıklık olmuştur. Osmanlı ile iyi geçinmenin kendisi için iyi olacağını düşünen 6. Yannis kızı Teodora'yı Orhan Gazi ile evlendirmiştir.
1352 tarihinde 6. Yannis ile krallığa ortak olan 5. Yannis Palaiologos ile araları açılmıştır. 6. Yannis damadı Orhan Gazi'den yardım istemiştir. Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa'yı ordusuyla beraber yardıma göndermiştir. Süleyman Paşa 5. Yannis'i yenilgiye uğratmıştır.
Süleyman Paşa'nın yaptığı yardımdan dolayı 6. Yannis Çimpe Kalesi'ni Süleyman Bey'e vermiştir. Süleyman Bey buraya askerlerini yerleştirirken aynı zamanda Osmanlı Vatandaşları da buraya yerleşmiştir.
6. Yannis yaptığı hatayı anlamış, Orhan Gazi'ye Çimpe Kalesi'ni geri vermesi karşılığında büyük miktarda altın vereceğini söylemiştir. Orhan Gazi ise hasta olduğunu bahane etmiş ve antlaşmaya gelemiyeceğini söylemiştir.
Orhan Gazi'nin uyguladığı akıllı siyaset ile Trakya'ya ilk adımlar atılmış, Çimpe Kalesi'ni Gelibolu, Bolayır, Keşan ve Rodoscuk'un fetihleri izlemiştir.
Rumeli'de beylerbeyliği yapan Süleyman Bey bir av sırasında atından düşüp vefat etmiş, bunun üzerine Orhan Gazi'nin diğer oğlu ve veliahtı olan Murat Bey Osmanlı Ordusu'nu komuta etmeye başlamıştır.
Orhan Gazi halk arasında çok sevilen bir padişahtı. İlk defa bey yerine sultan ifadesi kullanılmaya başlanılmıştır.
İlk kez vezirlik sistemi bu dönemde yapılmış, kadı ve subaşı atamaları da ilk defa bu zamanda yapılmıştır. Vakıf sistemi ve adli teşkilatta ilk defa Orhan Gazi tarafından hayata geçirilmiştir.
Orhan Gazi'ye dinin kahramanı manasına gelen Şücaeddin lakabı verilmiştir.
Beyaz tenli ve iri yapılı olan Orhan Gazi iyi ahlaklı olarak bilinmektedir. Davranışları son derece kararlı ama bir o kadar da tedbirliydi.
Bu kahraman sultan 1362 tarihinde Bursa'da vefat etmiştir. Naaşı Bursa'da babasının türbesinin yanındadır.
Bizler ecdadımız ile gurur duyuyor ve çok çalışarak onlar gibi faydalı olmak istiyoruz. Orhan Gazi gibi büyük sultanların hayat hikayeleri bile bizleri şevke getirmekte ve bizleri heyecanlandırmaktadır. Hepinizin başarılı bir hayat yaşamanız temennisiyle...


LÜTFİ ŞAHİN

03/07/2013 2:48
"İstanbul elbet fetholunacaktır. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler." (Hz. Muhammed (sav) )
Asırlar boyunca bir kavmin değil, bütün kavimlerin hayalini süslemiş olan bir şehir; İstanbul... Üzerine binlerce yazı ve şiir yazılmış ve o güne değin yüzlerce defa saldırıya uğramış bir yer.
Doğu Bizans Devleti küçülmüş, küçülmüş ve o zamanki adı ile Kostantin adı ile anılan şehrin içinde kalmıştı. Bizans Devleti gerek kışkırtmalarla ve gerekse de doğrudan Osmanlı'ya karşı tavır takınmıştı.
Konstantin şehrinin fethedilmesi Osmanlı için çok önemliydi. Anadolu ile Avrupa arasında köprü konumunda olan bu şehrin elde edilmesi demek boğazların kontrol edilmesi demekti. Bu şehrin fethedilmesi Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kontrolün elde edilmesi demekti. Bu şehrin elde edilmesi ticaret yollarının elde edilmesi demekti. Ama bunlardan daha önemlisi bu şehrin elde edilmesi Hz. Muhamed'in yukarıdaki iltifatına mazhar olmak demekti.
Konstantin şehrinin fethedilmesi hayali, 2. Mehmet'i tüm benliği ile sarmıştı. Daha padişahlığının ilk günlerinden itibaren bu fethi gerçekleştirmenin yollarına zemin hazırlayan bu büyük padişah, bu nedenden dolayı savaşıp esir ettiği Karamanoğlu İbrahim Bey'i affetmişti. Amaç Anadolu'da güvenliği sağlamaktı.
2. Mehmet aynı zamanda Eflak ve Sırbistan ile olan barış antlaşmalarını yeniler. Böylece Bizanslılara yardım edilmesini önlemiştir.
Yıldırım Bayezid Anadolu Hisarını yaptırmıştır, 2. Mehmet bu hisarın karşısına Rumeli Hisarını yaptırır; böylelikle denizden gelebilecek yardımlar önlenecektir.
Aynı zamanda hapishaneden kaçırılan Macar Urban'a Edirne'de top dökme görevi verilmiş ve o güne değin görülmemiş büyüklükte toplar yaptırılmıştır.
Osmanlı'nın bu çalışmalarına karşı Bizanslılarda boş durmuyordu. Papa'dan yardım isteyen Bizanslılara verilen cevap; "Katolik kilisesi ile Ortodoks kilisesi birleşirse" şeklinde bir şart konulmuş, buna karşılık Bizanslıların düşüncesi;" Kardinal külahı görmektense, türk sarığı görmeye razıyız" olmuştur. Haliç'te ki surların zayıflığını bilen Bizans imparatoru zincirler çektirmiş ve böylelikle Osmanlı'nın donanmasının önüne geçebileceğini düşünmüştür. Aynı zamanda Bizanslılar bol miktarda yiyecek ve içeceği depolamıştır.
6 Nisan 1453 tarihinde Osmanlı kuvvetleri kuşatmayı başlatmıştır. Ordu sağ, merkez ve sol grup olarak saldırıyordu. Osmanlı ordusu 150 bin ile 200 bin arasında askerden oluşuyordu. Bizanslılar ile çetin çatışmalar yaşanıyor ve Bizanslılar zarar gören kulelerini hemen tamir ediyorlardı. Bizanslılara aynı zamanda Venedik ve Cenevizlilerde yardım ediyorlardı.
Fatih Osmanlı Donanmasının yeterince kullanılamadığını düşünüyordu. Aynı zamanda Haliç'te ki surların zayıf olduğunu biliyordu. Çok iyi plan yapan Fatih'in emriyle gemiler kızaklar üzerinden Tophaneden , Kasımpaşaya kadar hareket ettirilerek Haliç'e indirilmiştir.
Çatışmalar iyice kızışmış ve surlarda gedikler açılmaya başlanmıştır. Ancak en son gedikten geçen Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarını, Bizanslılar geri püskürtememiş ve bu kahraman Ulubatlı ve arkadaşlarının şehit olma pahasına verdikleri mücadele sonucu İstanbul'a girilmiştir.29 Mayıs 1453 Salı günü fethedilen şehir çok ihtişamlıydı.
İstanbul'u fetheden 2. Mehmet ilk olarak Ayasofya kilisesini cami yapmış ve diğer dinlere mensup insanlarında ibadetlerini kendi ibadethanelerinde yapmalarına izin vermiştir. İstanbul'u fetheden 2. Mehmet'e Fatih ünvanı verilmiştir. Ortaçağ kapanmış ve Yeniçağ başlamıştır. Müslüman ülkelerde Osmanlı'ya daha fazla değer verilmiştir. Ticaret yolları Osmanlı'nın eline geçmiştir. Bin yıldan fazladır yaşamış olan Bizans devleti son bulmuştur.

LÜTFİ ŞAHİN

Bey ünvanı ile anılan Osmanlı Padişahlarının ilk defa sultan ünvanı ile anılmasını sağlamış olan Osmanlı Padişahı: 1. Murat.
Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun olan 1. Murat, babasından 95 bin 〖km〗^2 olarak aldığı toprakları oğlu Yıldırım'a 500 bin 〖km〗^2 olarak bırakmıştır.
Yaşamı boyunca yaklaşık 37 sefere katılmış ve hiç birisinde yenilgiye uğramamış olan bu büyük sultan 29 haziran 1326 tarihinde Bursa'da Dünya'ya gelmiştir.
Az ve güzel konuşan, uzun boylu ve dişleri seyrek olan bir sultandı.
1362 tarihinde Rumeli'de bir seferde iken babası Orhan Gazi'nin vefat etmesi üzerine Bursa Ahileri kendisini davet ederler. Osmanlı'ya bey olan 1. Murat'ı bir çok mesele beklemektedir.
Orhan Gazi'nin ölümünü fırsat bilen Bizanslılar saldırıp Çorlu, Burgaz ve Malkara'yı geri almışlardır. Ankara Ahileri'de Osmanlı'yı tanımamaya başlamışlardır. Bu arada büyük şehzade İbrahim ve küçük şehzade Halil'de ayaklanmıştır.
1. Murat tüm bu sorunları yaklaşık bir yılda çözmüştür. Önce Ankara'ya sefer düzenleyen Sultan, burayı tekrar zapt etmiştir. Daha sonra Karamanoğulları üzerine sefer düzenlemiştir. Karamanoğlu Bey'i çok dil dökmüşse de seferinden vazgeçmemiştir. Şehzade İbrahim'i ve Halil'i yakalatıp boğdurtmuştur.
Osmanlı içerisinde önemli görevler hep sülaleden kişilere veriliyordu. Ama iki şehzadenin boğdurulması ve onların çocuklarının da küçük olması nedeniyle aile dışından olan Lala Şahin Paşa'yı beylerbeyi ünvanıyla ordu komutanı olarak, Kara Halil Hayreddini'de kadı- asker olara atamıştır.
1361 tarihinde Bizanslılar'dan Lüleburgaz ve Çorlu'yu geri almıştır. Edirne üzerine sefer düzenleyen 1. Murat burayı da fethetmiştir.
Edirne'nin, Osmanlı'nın ikinci başkenti olarak ele alınmasını istemiştir.
İlk defa Avrupalılar Osmanlı üzerine haçlı seferlerini düzenlemişlerdir, ancak bütün savaşlarda yenilmişlerdir. Çok akıllı bir sultan olan 1. Murat, her yaptığı savaşı kazanmıştır.
1. Murat'a sultan manasına gelen hüdavendigar lakabı verilmiştir.
1. Murat zamanına kadar var olan "devlet sultanın ve sülalesinin ortak malıdır" anlayışı yerini "devlet sultanın ve oğullarının ortak malıdır" anlayışına bırakmıştır.
1. Murat zamanında Rumeli Beylerbeyliği kurulmuş, vezirlerin sayısı artırılmış ve ilk defa defterdarlık kurulmuştur. Aynı zamanda o zamanın en kuvvetli askeri birliği olan yeniçeri ocağını kurmuştur.

1. MURAT'IN AİLESİ
Eşleri
1-Gülçiçek Hatun-Yıldırım Bayezid''ın ve Yahşi Bey''in annesi.
2-Marya Thamara Hatun - Bulgar Kralı''nın kızı.
3-Paşa Melek Hatun - Kızıl Murad Bey''in kızı.
4- Fûl-Dâne Hâtûn - Candaroğulları''ndan bir beyin kızı.
5- Fûl-Dâne Hâtûn - Bulgar Beyi''nin kızı.
Erkek çocukları
1-Yıldırım Bayezid
2-Yahşi Bey
3-Yakup Çelebi
4-Savcı Bey
5-Şehzade İbrahim
Kız çocukları
1-Nefise Hatun
2- Sultan Hatun

ŞEHİT EDİLMESİ
Bu büyük sultan 28 haziran 1389 tarihinde yaptığı 1. Kosova Savaşı'nda düşmanları bozguna uğratmış, ancak savaşın sonunda bir Sırplı olan Milos Obilic tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir.

KAYNAKLAR:
1-http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Murat



LÜTFİ ŞAHİN

"Büyük kumandanlar zor yetişirler ve yetiştiklerinde Dünya'yı titretirler. Alpaslan öyle bir kumandandı." (1)
Bir çok zaferi olan toplumumuza bu savaşları kumanda eden komutanlarda, askerlerde ve tüm toplumumuzda bu zaferlerin kazanılmasında birbirlerine destek olmuştur.
"Konstantiniye elbet fetih olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden asker ne güzel askerdir." (2)
Bu sözleri söyleyen Hz Muhammed (sav), aslında zaferlerin komutanlarla ve askerlerin bir bütün olarak hareket etmeleri sonucu kazanılacağını çok güzel belirtmiştir.
Bu güzel sözlere layık olmak isteyen toplumumuzda Konstantiniye'yi (İstanbul) fethetmek istemektedir. Ama bunu gerçekleştirmek içinde Anadolu'nun fethedilmesi gerekmektedir.
Bunları hesaplayan zeki ve idrak sahibi bir kumandan olan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alpaslan, Türk müttefiklerinin Anadolu'da yerleşmelerine izin verir. Anadolu'ya Türk birliklerinin akınlar yapmasına da izin veren bu büyük kumandanın amaçlarından birisi Bizans Devletini zayıflatmaktı.
1070 tarihinde Alpaslan'ın komutasındaki ordu Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'in Manzikert ve Erciş kalelerini ele geçirir. Daha sonra Türk birlikleri Diyarbakır'ı da alır, Urfa'ya saldırı düzenlenirse de ele geçirilemez. Daha sonra Türk Beylerinden Afşin Bey'i de yanlarına alarak Halep'e sefer yapılır ve Halep'te alınır.
Alpaslan, Halep'te konaklarken Türk Birliklerinin Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verir.
Türk ordusundan rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutanları Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen büyük bir ordu kurup Konstantipolis'ten ayrıldı. Bu ordunun yaklaşık 200 bin kişi olduğu ifade edilmektedir.
Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri yanı sıra ücretli Slav, Got, Alman, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek ve Kıpçak askerlerinden oluşuyordu.
Sivas'ta dinlenen Romen Diyojen burada halkın sıkıntılarını dinledi. Halkın Ermenilerden şikayetçi olması üzerine şehirdeki Ermenileri öldürtüp liderlerini sürgüne gönderdi. 1071 yılının Haziran ayında Erzurum'a ulaşır. Bazı generalleri oldukları yerde konumlarını muhafaza etmeleri gerektiğini söylediyse de Romen Diyojen ordusunun büyüklüğüne güvenip bunu red etti.
Malazgirt'i geri alabileceğini düşünen Romen Diyojen Van Gölü'ne doğru hareketini sürdürdü. Bu arada Halep'te bulunan Alpaslan'a elçiler göndererek kaleleri geri ister. Alpaslan bunu red eder ve düzenlemeyi düşündüğü Mısır seferinden vazgeçerek geriye döner. Ordusunda 20 bin veya 30 bin civarında askeri olduğu tahmin edilmektedir.
Büyük kumandan Alpaslan, Romen Diyojen'in asıl amacının Selçuklu Devletini yıkmak olduğunu tahmin ediyordu. Komutanları ile görüşen Alpaslan hilal taktiği konusunda karar kılmışlardı.
Her iki hükümdar da biliyordu ki bu savaşta kaybetmek demek kendilerinin ölümü demekti. Alpaslan bu nedenle beyaz renkte elbiseler giydi ve atının arkasını bağlattı. 26 Ağustos 1071 Cuma günü imamlık yapan bu hükümdar, askerine moral verici konuşma yaptı.
Komutanlarının ölümü göz önüne aldığını gören askerler motive olmuşlar, komutanlarının "ölenler şehit, kalanlar gazidir" sözleri ve diğer motive edici sözleriyle coşmuşlardı.
Savaş taktiğine göre ilk saldırıyı Türk askerleri yapacaktı. Okçu birlikler uzun süre Bizans ordusunu ok yağmuruna tuttu. Buna aldırmayan Bizans askerleri saldırmaya başladı. Öncü Türk kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Bizans ordusu bizden korkup kaçıyorlar deyip arkalarından kovalamaya başladılar. Türk askerlerinin üzerinde zırh olmadığından hızlı bir şekilde geri çekiliyorlar, ama Bizans askerlerinin üzerinde ağır zırhlar olduğu için yetişemiyorlardı.
Hilal taktiğini uygulayan Türk askerleri , Bizans ordusunun yan taraflarında belirmeye başlamış ve yan taraflardan da oklamaya başlamıştır. Ordusunun büyüklüğüne güvenen Romen Diyojen geri çekilin dememiştir. Bu arada Türk ordusunun arkadan da kuşatmayı başarıp, önden kaçan Türk askerlerinin geri dönüp oklamaya başlaması üzerine Bizans ordusu paniklemiştir. Bu arada Romen Diyojen'e kızgın olan Ermeni askerleri kaçarlar. Ordu da bulunan Türk kökenli askerlerde Alpaslan'ın saflarına katılınca Bizans ordusu büyük bir bozguna uğramış olur.
Romen Diyojen esir düşmüş ve vergi ödemesi koşuluyla serbest bırakılmıştır. Esirliği sırasında Alpaslan Romen Diyojen'e sorar:
-Sen beni esir etseydin ne yapardın?
Romen Diyojen cevaplar:
-Seni derhal öldürtürdüm.
Alpaslan şunları söyler:
-Ben sana daha büyük ceza veriyorum ve seni affediyorum.
Romen Diyojen Konstantipolis'e vardığında gözlerinden mil geçirilir ve hapsedildiği yerde hastalıktan ölür.
Bu savaş sonucunda Türkler e Anadolu'nun kapıları açılmıştır.

DİPNOTLAR
(1) Lütfi ŞAHİN' e ait bir söz.
(2) Hz Muhammed'in bir hadisi.

KAYNAKLAR
1-http://tr.wikipedia.org/wiki/Malazgirt_Meydan_Muharebesi

LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [1/2] 1 2 Sonraki